Başyazı »

Yorum Yap |

Kazak Birliğinin Kurucusu, Ulu Kazak Hanı Abılay (1711-1781)
Abılay Han, Kazak Bağımsızlık hareketini başlatmış olan liderlerden birisidir. Asıl adı Ebu’l-Mansur”,kazandığı başarıdan dolayı,  tarihteki Türk Hakanları örneğinde olduğu gibi“Abılay Han” adı verilmiştir. Kazakistan’ın yakınçağlarda yetiştirmiş …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz eserleri e-posta adresimiz aracılığıyla bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Türk tarihi ile ilgili hazırlanmış birbirinden güzel belgeselleri bu başlık altında bulabilirsiniz.

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları, güncel arkeoloji haberleri...

Duyurular

Genel Türk Tarihi alanında yurt içinde ve yurt dışındaki son gelişmeleri bu köşeye ekleyeceğiz. Siz de burada duyurmak istediklerinizi bize iletebilirsiniz.

Anasayfa » Başyazı

Altay Dil Ailesi ve Mayalar

altay-dil-ailesi-ve-mayalar

 Prof. Dr. Tuncer Gülensoy

Tarihî bilgilerimize göre Maya’lar Güney Amerika’da yaşamış olan medenî bir kavimdir. Medeniyette o kadar ileri gitmişlerdir ki, 15 ve 16. yüzyıllarda bu toprakları istilâ ve zapt eden ispanyol kolonistlerini şaşırtmışlardır. Yapmış oldukları tapmaklar, şehirler, kullandıkları altından mamul araç ve gereçler, batılı sömürgecilerin gözlerini kamaştırmıştır. Sonra ne mi olmuştur Maya’lara? Bu gün medenî geçinen batılı milletlerin ataları tarafından tarih sahnesinden silinmişler, etleri pazarlarda kancalara takılarak satılıp yok edilmişlerdir. Rahmetli dostumuzun çıkarmış olduğu Hayat Tarih Mecmuası adlı derginin pek çok sayısında yer alan resimli makalelerden, bu kadar medenî olan Mayalar’ın, altın ve gümüş uğruna nasıl yok edildiklerini öğreniyoruz. Bunları yazanlar da batılı tarihçiler, seyyahlar, araştırıcılar.

Kuzey ve Güney Amerika Kızılderilileri hakkında yapılan “ilmî” yayınlardan, buralarda yaşayan pek çok kavmin, Orta Asya menşeli olduk­larını ve Türkçe veya Altayca kökenli sayısız kelimeyi kullandıklarını öğreniyoruz.

Bu konuda, Türkiye’de arada sırada çıkan makalelerin dışında pek bilgi­miz yok. Fakat, Avrupalı ve Amerikalı pek çok dil bilgini konuya öylesine ilgi duymuşlardır ki çeşitli ilmî dergilerde makaleler yayımlamışlardır. Hatırladığım kadarıyla, İsveçli bir dil bilgini olan Dümezil’in Güney Ameri­ka’nın Büyük Okyanus kıyılarında yaşayan Keçualar’la ilgili yazısı böyledir. Keçualar’m dillerinin, bu gün Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Türk boy­larından Çuvaşlar’ın dillerine çok benzediğini bu makaleden öğreniyoruz.

Avrupa’da neşredilen Ethnos adlı ilmî derginin 1967 yılında neşredilen 32. sayısında Stıg Wıkander adlı bir bilim adamının “MAYA AND ALTAIC. Is the Maya Group of Languages Related to the Altaic Family?” (MAYA VE ALTAYCA. Maya grubu dillerinin Altay Dil Ailesi ile Akrabalığı var mı?) başlıklı geniş makalesi hayli ilgi çekici. Aynı yazının ikinci bölümü, yine Ethnos’un 35. sayısında (1970) yayımlanmış..

Yazar, Altay dillerinin akrabalığı konusunda ve Türkçe hakkında oldukça geniş bilgiye sahip olduğu için, bu konuda verdiği örnek kelimeler, dilciler tarafından itiraz edilemeyecek nitelikte:

MAYA

TÜRKÇE

tucan

doğan (/ Orta Türkçe: togan)

kaxnak

kasnak

tzimin

deve (/ OT: teve), Moğol: temen

chal

çal

tzekil

çakıl

alan, yalan

al, alt, alçak

yokol

yukarı (/ OT. yokaru)

ich, ichil

iç, içre, içeri

bolon

bol

kubul

kambur

chopol

çopur

acan (ağlama)

ağıt, ağıtlamak

tic- (ağaç dikmek)

dik-

tur- (oturmak)

dur- (/OT. tur-)

tuy (saç, kıl)

tüy

 

Görüldüğü gibi verilen örnekler çok ilgi çekici. Türkçe konuşan toplu­lukların coğrafî sınırları bellidir. Kıtalar arası çok uzun bir mesafede ortaya çıkarılan dil akrabalığı bütün dil teorilerini yerinden oynatacak kadar güçlüdür. Maya’ların dışında, özellikle Kuzey Amerika yerlileri arasında yapılan dil araştırmalarında binlerce Türkçe veya Altayca (Moğolca, Mançu- Tunguzca) kelimelerin varlığı tespit edilmiştir. Bu tür araştırmaların canlı şahidi, büyük Türkolog Prof. Dr. Osman Nedim Tuna’dır. Kendisinin yaptığı ve henüz Türkiye’de yayımlanmayan makaleleri, Türk dili çalışmaları için sağlam örneklerdir.

Bazı dilcilere göre bu tür benzerlikler “fantaziden öteye gitmemekte”dir. Ancak, bunu söyleyenlerin de elinde başka bir delil yoktur. Gerçekten, bütün dillerde, komşu ya da uzak dillerden ödünç alınmış (loanwords) kelimeler bulunmaktadır. Ancak bu tür kelimelerin yapısı, o dil içinde hemen belli olur. Birbirine bu kadar benzeyen kelimelerin, bu kadar uzak bir coğrafyada, aynen veya çok az farkla yaşaması, üzerinde ciddî olarak durul­ması gereken bir konudur.

Dil benzerliğinden başka, Amerika yerlilerinin kilim, kap-kaeak ve kumaşlarında kullandıkları im’ler ve atlarına vurdukları damga’lar da başlı başına incelenecek etnografık konulardır.

Böyle bir çalışmayı batılı bilginler zevk olsun diye yapmazlar. Her konu­da Türkü küçük düşürmeye gayret eden batılıların bu yayınlan bize ışık tut­malıdır. Devlet ve üniversitelerimizin bu meseleye eğilmesi gerekmektedir.

Türk Kültürü Dergisi Sayı:374

 

Bir Yorum »

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar