Başyazı »

Yorum Yap |

Pekin’deki Yasak Şehir, tarih boyunca 24 Çin imparatorunun sarayı oldu. Fakat yüzyıllardır, Moğol imparatoru olan Kubilay Han’ın, 13. yüzyılda Pekin’deki sarayının yeri bir sır olarak kalmıştı. Yeni çalışmalar sırasında, Kubilay Han’ın kurduğu Yuan Hanedanlığı’nın sarayına ait …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Kültür&Sanat, Türk Büyükleri

Bengçi Arslan ve Ubangu Arslan

bengci-arslan

Türk tarihine ve kültürüne baktığımızda, Türk devletinin yükselmesinde ve gelişmesinde zaman zaman birtakım liderlerin ön plana çıktıklarını görürüz. Bu durum bütün Türk tarihi için geçerlidir. Bazan millete ve devlete öncülük edenler şahıslar olduğu gibi, bazan da aileler bu işi üstlenir: Yaglakarlar, Yagmalar, Çigiller, Kınıklar, Kayılar vs. gibi. İslam öncesi Türk tarihinin kaynaklarında ise devlet kurucusu iki aile ile karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi Börülüler (A-shih-na), diğeri de Arslanlardır (A-shih-te).

Bugüne kadar Çince belgelerde isimlerini A-shih-te şeklinde gördüğümüz Türk ailesi üzerinde pek durulmamışsa da, A-shih-naların kimliği hususunda üç-aşağı, beş-yukarı birtakım tahminler yapıldığını biliyoruz. Biz Türklerde, iki hayvanın kültürümüzde mühim bir yeri vardır. Bunlardan birisi kurt (börü), diğeri de arslandır ki (veya bars= tonga), Aşina’nın kurt ile alâkasını aşağı-yukarı herkes kabul etmektedir. Arslan da büyük bir ihtimalle A-shih-te (Aşite) ailesinin sembolü olabilir. Bu Türklerin kültür hayatı için gayet normaldir. Çünkü Türk boylarına ad verme gelenekleri arasında hayvan isimlerine de rastlamaktayız.

Bunun yanısıra Türkistan, Hazar’ın batısı ve Avrupa’daki Türklere ait arkeolojik malzemelerle, İslam kaynaklarını da incelediğimizde, özellikle Batı Türklerinin  sembolünün “arslan”  olduğu  görülecektir.  Ayrıca belgeleri incelediğimizde, devamlı Börülülerin   (Aşinalar) yanında bulunan ve onlara yardımcı olan bu ailenin, Börülülerin (Aşinalar) akrabası olduğu çok kuvvetli bir ihtimaldir. Mogol tarihinde de buna benzer bir şekilde Dürliginler ve Nirunları görüyoruz. Bizim kanaatimize göre, başbakanlar Uygur kaganı Tonga Baga Tarkan (779-789)  zamanına  kadar,  hep  Arslanlar (A-shih-te)  ailesinden gelmiştir. Bilindiği gibi, Tunyukuk da bu aileye mensuptur ve onun nesillerinin Uygur çağının sonlarına kadar Türk devletinde hep yüksek mevkileri işgal ettikleri söylenmiştir. Bu yüzden Kök Türkler devrinde, A-shih-na Ni-shu-fu’ya (İni Çor Börü) destek veren A-shih-te (Arslan) ileri gelenleri, Kutlug’un yanında da Tunyukuk (Tonıkök/ veya Tonga-yukuk?) vasıtasıyla görülmektedir. Malûm olduğu üzere Tunyukuk’un adı Çin kaynaklarında A-shih-te Yüan-chen şeklinde geçer.  Dolayısıyla  bu  önemli  ailenin  üzerinde  araştırmacıların  ciddi incelemelerde bulunmaları şarttır.

Bu şekilde kısa bir açıklama yaptıktan sonra, Kök Türk Kaganlığı dönemi olayları  sırasında  mühim  vazifelerde  bulunan,  daha  doğrusu  Kök  Türk Kaganlığı’nın yeniden yükselişi ve toparlanışında adları sıkça geçen iki Aşite beyinin faaliyetlerinden bahsetmek istiyoruz.

 

Kök  Türk  Kaganlığı   7.  yüzyılın  ortalarında,  doğusundan  batısına kuzeyinden güneyine kadar büyük bir kargaşa içine düşmüştü. Devlet içeriden ve dışarıdan ihanetlere maruz kalıyor, halk perişan bir halde yaşıyordu. Elbette ki, bu asil millet sahipsiz değildi. Herşeyden önce Tanrı onu gözetiyor ve kolluyordu. Aklını başına alması için birtakım belaları üzerine musallat ettiyse de, kitabelerin ifadesine göre yine onu yükseltecek olan Tanrı’nın iradesiydi. İşte bu aşamada devletleri ve milletleri için gözlerini hiçbir şeyden esirgemeyen delilerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bir milletin hayatında nekadar çok şanlı deli varsa, o millet o kadar büyüktür. Bengçi Arslan (A-shih-te Feng-chih) ve Ubangu Arslan (A-shih-te Wen-fu) da bizim tarihimizin şanlı delilerindendir.

 

Sene 671, artık Kök Türk aksakalları arasına girmiş olan Tugçu Börü (Aşina Tu-chi) halkı etrafına toplamaya başlamış ve 676’da kendini kagan ilan etmişti. Bilhassa batıdaki On Ok Türkleri ondan çok şey umuyorlardı. Ancak daha  güçlenmeden  bazı  Tibetli  komutanlarla  beraber,  Çin  kasabalarına saldırması üzerine, bir Çin ordusu hazırlandı ve ona karşı yola çıkarıldı. Gelen askerlerin Türk topraklarından geçip, batıya İran’a yürüdüklerini sanıyordu. Güya Sasani tahtında hak iddiasında bulunan birini hükümdar yapmak için oradaydılar. Bütün yakınlarıyla beraber Çinli generale ziyarette bulunurken yakalandı. Kabile beylerine de Tugçu Börü’den (Aşina Tu-chi) gönderilen haber oklarıyla ulaşılarak, onlar da tutuklandı. Türk beyleri bu suretle, 679’da tuzağa düşürülünce, esir olarak Çin’e gitmek zorunda kaldılar. Tugçu Börü (Aşina Tu-chi) çok ihtiyatsız davranmıştı. Üzerine sevk olunan Çin ordusunun gerçek maksadını kavrayamamıştı. Neticede Türk kabilelerinin birçoğu batıya doğru göçtüler.

 

Ama doğudaki Türk beyleri de boş durmuyorlardı. Ardı-arkası kesilmez bir şekilde, Çin ülkesi karşısındaki eski üstünlüklerini sağlamaya çalışıyorlardı. Nihayet 679’da Bengçi Arslan (A-shih-te Feng-chih) ve Ubangu Arslan (A-shih-te Wen-fu) adlı iki lider, halkı ile beraber Çin’e kafa tuttular. Börülü (Aşina) soyundan ve Çin kaynaklarında adı A-shih-na Ni-shu-fu (İni Çor Börü) şeklinde yazılan Kök Türk beyini kagan seçtiler. Diğer Kök Türk ileri gelenleri de (ki Çince belgelerde yirmidört boyun beylerinden söz ediliyor) bu ayaklanmayı destekledi. Böylece baş kaldıranların sayısı yüzbine kadar çıktı. Ancak felaketler Türklerin peşini bir türlü bırakmıyordu. İllig Kagan döneminden beri, Türk topraklarında yaşanan kıtlığın sonu gelmedi. Yine de bu hareketi bastırmak için yola çıkan 300 bin kişilik Çin ordusu, Türkler tarafından bozguna uğratıldı. Hatta başarısız olan askerlerinin komutanı sürgüne yollandı. Onbinden fazla Çinli asker ortadan kaldırıldı. Bu arada Kök Türkler, Kıtanlarla da anlaştılar.

 

Sonradan ayaklanmanın liderlerinden Bengçi Arslan’ın (A-shih-te Feng-chih)esarete düşmesi ve Kök Türkler arasında çıkan bir kargaşa sırasında İni Çor Börü’nün (A-shih-na Ni-shu-fu) öldürülmesi isyanı durduramadı. Bu kez İllig Kagan’ın yeğenlerinden biri olduğu sanılan, Bug Börü (Aşina Fu-nien) unvanlı kişi kendini kagan ilan etti ve Ubangu Arslan (A-shih-te Wen-fu) ile birleşerek Çin’e saldırdı. Türkler büyük bir Çin ordusunu yendiler. Nihayet Çin geleneksel politikasını  uygulayarak  ikisinin  arasını  açmayı  başardı.  Bundan  dolayı zayıfladılar  ve  Çin  askerleri  tarafından  yakalandılar (681).  Aslında  Çinimparatoru, isyancılar  teslim olduğu  takdirde, öldürülmeyecekler  diye  söz verdiği halde, bu vaadini tutmadı. Bug Börü (Aşina Fu-nien) ve Ubangu Arslan (A-shih-te Wen-fu) başta olmak üzere 54 Türk beyinin kafaları Çin başkentinde, pazar yerinde kesildi. Onlar karşılarında bir devlet var sanıyorlardı ve ona güvenmişlerdi, ama netice umdukları gibi olmadı. Fakat bu alçaklık Türkleri daha da kinlendirdi.

İni Çor Börü    (Aşina Ni-shu-fu) ve Bug Börü’nün      (Aşina Fu-nien) ölümleriyle  neticelenen  hareketler  kitabelerde:  Türk  milleti  şöyle  demiş: “Devlet sahibi idim, devletim şimdi hani? Kimin devleti için kazanıyorum. Kaganlı  millet  idim,  kaganım  hani?  Hangi  kaganın  işini-gücünü çeviriyorum”, dedikten sonra Çin imparatoruna düşman oldu. Ancak bundan sonra kendilerini düzene sokamadıklarından yine teslim oldular, diye anlatılmaktadır.

Elbetteki hiçbir menfi durum Börülülerin yeniden iktidara sahip olma azmini  kıramadı.  Pekçok  sonuçsuz  girişimden  sonra  yeni  teşebbüslerde bulunuldu. Elimizdeki kaynak kitabelerden anlaşıldığına göre, bunlardan birisi de İl-teriş, kardeşi Kapgan ve Tunyukuk’un o meşhur hareketleridir.

Saadettin GÖMEÇ

İki Aşite Beyi”, Orkun, Sayı 65, İstanbul 2003

 

TSK Mehmetçik Vakfı

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar