Başyazı »

Yorum Yap |

Kazak Birliğinin Kurucusu, Ulu Kazak Hanı Abılay (1711-1781)
Abılay Han, Kazak Bağımsızlık hareketini başlatmış olan liderlerden birisidir. Asıl adı Ebu’l-Mansur”,kazandığı başarıdan dolayı,  tarihteki Türk Hakanları örneğinde olduğu gibi“Abılay Han” adı verilmiştir. Kazakistan’ın yakınçağlarda yetiştirmiş …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz eserleri e-posta adresimiz aracılığıyla bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Türk tarihi ile ilgili hazırlanmış birbirinden güzel belgeselleri bu başlık altında bulabilirsiniz.

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları, güncel arkeoloji haberleri...

Duyurular

Genel Türk Tarihi alanında yurt içinde ve yurt dışındaki son gelişmeleri bu köşeye ekleyeceğiz. Siz de burada duyurmak istediklerinizi bize iletebilirsiniz.

Anasayfa » Başyazı

Selçuklu İmparatorluğu’nun Kuruluşu

Oğuzlar X. asırda Hazar denizinin doğusundan itibaren Sirderya (Seyhun)nın orta mecralarına kadar uzanan sahalarda yaşıyorlardı. Meselâ Hazar denizinin Güney-Doğu sahilinde bulunan Curcân Oğuzların elinde bulunduğu gibi, Sirderya havzasında bulunan Fârâb ve Ispîcâb da Oğuzların hâkimiyeti altında idi.

Oğuzların Batısında Türk Hazarler ve Bulgarlar, Doğusunda Karluklar, Kuzeyinde Kimekler vardı; Güneyinde ise İslâm dünyası bulunuyordu. Şu halde Oğuzları, her üç taraftan aynı soydan olan Türkler çeviriyorlardı. Buna mukabil onlar, sadece Güneyde, din, ırk ve medeniyet bakımından kendilerinden farklı başka bir kavim, İran kavmi ile komşu idiler.

Bu Oğuzların başında Yabgu- unvanını taşıyan bir hükümdarın bulunduğunu bildiğimiz halde, devletin mahiyeti hakkında fazla malû­matımız yoktur.

Meselâ yapılan bazı denemelere rağmen [1] bu Oğuzlar devletinin başka bir siyasî teşekküle tâbi olup olmadığı, henüz kat’i olarak tesbit edilemediği gibi, müstakil bir hüviyete sahip bulunup bulunmadığı da münakaşalıdır[2]. Büyük Gök-Türk İmparatorluğunun ve Batıda onun yerine geçen Türgeşler devletinin yıkılmasından sonra, bu Oğuz­lar devleti hükümdarlarının kendilerini Büyük Türk İmparatorluğunun tabii telakki etmekte devam ettikleri ileri sürülebileceği gibi, Kırgız­ların yıkılışına kadar Yabgu unvaniyle onlara tâbi olan ve yıkılışlarından sonra ise, Büyük Hakan unvanını alan hükümdarlara sahip bulunduk­larını bildiğimiz Karkluklar[3] devletine tâbi oldukları da söylenebilir.

Tarihlerinin muayyen safhalarında Oğuzlar Devleti’nin şu veya bu devlete tâbi olmaları, şüphesiz, mümkündür. Fakat şurası muhakkak­tır ki, X. asrın başlarında Oğuzlar Devleti, hiç bir devlete tâbi değildi. Bunu Bulgarlar devletine Bagdad Abbasi Halifesi tarafından gönderilen elçilik heyetine dahil İbn Fadlân’ın verdiği malûmattan istidlal etmek mümkündür. Filhakika 922 de Oğuzlar ülkesinden geçen îbn Fadlân, Oğuzlar Devletinin başka bir devlete tâbi olduğundan hiç bah­setmediği halde, başka devletlerin, meselâ Bulgarların, Hazarlere yıllık vergi veren ve oğullarından birini Hazarler devleti payitahtında rehin olarak bulunduran tâbi bir devlet olduğundan bahsetmektedir [4]. Gerçi aynı İbn Fadlân komşuların Haz arler Hakanına tâbiliğinden bahsediyorsa da[5], isim vermediği için, bu umumi sözden Oğuzlar Dev­leti’nin de Hazarlere tâbi bulunduğu neticesine varmak güç görünüyor. Eğer arada bir tâbilik-metbuluk münasebeti bulunsaydı, İbn Fadlân’ın zikretmemesi için hiç bir sebep yoktu. Zira Hazarlerle Oğuzlar ara­sında daha İbn Fadlân gelmeden önce bir takım harbler olduğu, Hazarlerin elinde bir takım Oğuzların esir bulunduğunun söylenmesin­den anlaşılmaktadır[6]. Arada böyle bir mesele bulansaydı, esirler meselesi İbn Fadlân’ın bu noktayı da zikretmesi için iyi bir vesile teşkil ederdi. Yalnız Oğuzların, Hazarlerden çok çekindikleri, hattâ korktukları İbn Fadlân’ın idarecilerin ağızlarından naklettiği ifadelerinden vuzuhla anlaşılmaktadır [7].
Kaynak

 

Bu makalenin devamı olarak aşağıdaki makaleler de okunmalıdır !

1-İntikal Devresi   (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 1.3, 109-116, 1957)
2-İslam-Alemi-İçinde-Selçuklular  (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 1.3, 117-191, 1957)
3-Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Kuruluşu II (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 4, 8-107, 1957)
4-Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Kuruluşu III (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 3.4, 1-41, 1958)
5-Selçuklu Devletinin Kurulması (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 3.4, 43-53, 1958)
6-II. Devletin Tanzim ve Teşkili (M. A. KÖYMEN, Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 3.4, 54-66, 1958)

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar