Başyazı »

Yorum Yap |

PaylaşFacebook1TwitterGoogle+1sharesAtın evcilleştirilmesi, Hunların ve Moğolların batıya doğru giderek artan ve beraberinde Hepatit B ve vebayı getiren bir hücumla batılı Hint-Avrupalı çiftçilerin yerini almasını sağlayarak Avrasya’nın çehresini değiştirdi.
Science ve Nature dergilerinde yayımlanan üç araştırmada, uzmanların MÖ 2.500 ila MS …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Eski Türk Anıtlarında Halk Birliği ve Memleket Bütünlüğü Ülküsü

eski-turk-anitlarindaki-halk-birligi-ve-memleket-butunlugu-ulkusu

Paylaş


Bahıtgül KULJANOVA

“Tarihi olan halk tarihini taşla yazar, tarihi olmayan halk yaşla yazar” denildiği gibi, eski Türkler, tarihlerini, medeniyetlerini, kahramanlık geleneklerini ve askerî seferlerini “Taştaki yazıdan ibret alın!” diye, gelecek kuşaklar için ebedi taşa yontarak yazıp bırakmıştır. Eski Türk anıtları, uçsuz bucaksız bozkırı yurt yapan, at koşturup tuğ kapan, Türklerin hayat yolunu destana aktaran, paha biçilmez yadigârlardır. “Kültegin”, “Bilge Kağan”, “Tonyukuk” anıtları ve Orta Türkçe döneminde kaleme alınmış Balasagunlu Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı destanı işte bu eserlerdendir. Eski Türkler zamanından kalma eserlerin tümünde milliyetçilik duygusunun esintisi sezilir. İnsanoğlunun güzellik beğenisinin ta eski zamanlarda geliştiğini ortaya koyan bu anıtlar, eski Türk boylarının manevi hayatını gösteren edebi eserlerdir. Eski Türklerin toplumsal, edebi ve kültürel yaşamını anlatan bu anıtlar, sadece yazı kültürünün değil, o dönemdeki siyasi düşüncenin de çok değerli mirasıdır.

Eski devirlerden günümüze gelen manevi mirasların esas özeti şudur: “Tanrı, devlet güneşini Türklerin burcunda yaratmıştır”} Bu millet, halkın birliğini ve bağımsızlığını muhafaza etmek, Türk yurdunu parçalanmaktan korumak için yapılması gerekenleri, bu konuda ürettiği düşünceleri gelecek kuşaklara bırakmıştır.

Eski Türk yazıtlarında yurdu korumak, devlet kurmak ve toprakları genişletmek, milleti muhafaza etmek gibi fikirler açıkça, fakat öz halinde anlatılmıştır. XI. yüzyılda yazılmış Balasagunlu Yusuf ise “Kutadgu Bilig” adlı destanında, aynı yoldan devam ederek halkın geleneğini, manevi gücünü ve birlik yolundaki iradesini daha net bir şekilde ortaya koymuştur. Destanda devlet yöneticilerinin görevleri ve yöneticiliğin koşulları dile getirilmiştir. Eser, XI. yüzyılda çok geniş topraklarda saltanat süren Karahanlılar hanedanının devlet yapısını sağlamlaştırmak, yurtdışı ve yurtiçi sorunlarına yanıtlar bulmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Destanda ele alınan konuların içindeki en önemlisi, devlet yönetimi, yöneticilerin vazifeleri ile hukuku ve genel olarak insanlık, milliyetçilik problemleridir. Destanın en güncel konusu ve başlıca amacı, halkın refah ve saadet içinde yaşamasını sağlamak, adaletli bir toplum kurmaktır.

Yurdun bağımsızlığını, Türk milletinin manevi geleneğini, dilin temizliğini esas değer olarak koruyup “anayurtta birlik halinde bir devlet kurmaktan daha üstün bir şey olmadığını” anlayan Türkler: “Türk halkı yok olmasın!”, “Bey olacak erkek evladı kul olmasın, temiz kızları cariye olmasın!” diye çalışmışlardır. Devlet yönetme geleneğinin devam etmesi, millî âdet ve örflerin korunması konusunda uyarılar yapmışlardır. Başka bir deyişle, “gece uyumadan, gündüz oturmadan” kazanılan hürriyeti elde tutabilmek için bir ve beraber olma meselesi, Türk milletinin birlik olması konusu tarih boyunca gündemden hiç düşmemiştir.

Yenisey nehri vadisinde bulunan yazıtlar, oraları yurt edinen eski Türk boylarından bize bırakılan edebi miraslardır.

Eski devir anıtlarını araştıran Mırzabek Joldasbekov: “Orhon” yazıtlarını yalın tarihî olayların kronolojisi saymak doğru olmaz, onları Türk milletinin ülküsünü ve can alıp can veren kahramanlarını özel bir ezgiyle şiire döken kahramanlık destanının ilk başlangıçtaki örnekleri olarak değerlendirmek daha uygundur”[1] diyor. Türkler dünyanın dört bucağını yurt tuttuklarını bu ilk destanlarında övünerek söylerler. Yeryüzünü ayağa kaldıran Türklerin kuvveti onların birliğindeydi. “Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında ikisinin arasında kişioğlu yaratılmıştır”. “Başlıların başını eğdiren, dizlileri çöktüren”[2] Türklerin bütünlüğü, birliği idi.

Ama bu birlik kimi zamanlar gevşemiş, Türkler Batı ve Doğu Kağanlıklarına ayrılmıştır. Türk yurdunun yabancı bir devlete bağımlı olmasının nedeni yazıtlarda şöyle açıklanıyor:

Küçük kardeşi ağabeyi gibi olmadı, Oğulları ataları gibi olmadı. Bilgisiz kağanlar oturmuşlardır, Çekingen kağanlar oturmuşlardır, Amirleri de hep bilgisizmişler, Hep korkakmışlar. Beylerinin uzlaşmazlıklarından, Çin halkının kötü olmasından, Türk milletinin devleti yıkıldı [3]

“Orhon” yazıtlarında Türk devletinin parçalanışı, yok oluşu açıkça söylenerek, gelecek kuşağın bundan ders alması isteniyor. Devletin yıkılış sebepleri tek tek sayılıyor. İlk önce devlet yönetimindeki geleneğin unutulmasından ve küçük kardeşin ağabeyi gibi, oğlunun babası gibi devlet yönetimini yürütemediğinden söz ediliyor. Bilgisizlik, korkaklık ve anlaşmazlığın ortaya çıktığı, Çin devletinin aldatıcı siyasetinin bunda etkili olduğu vurgulanıyor. Türklerin altın, gümüş, ipekli kumaş ve tatlı sözlere aldandığı, beyler ile yöneticilerin birbirine düştüğü, kardeşlerin arasının açıldığı ifade ediliyor. Bunun sonucunda bütünlüğün bozulduğu, Türk milletinin yok olduğu, oğulların kul, kızların cariye durumuna düştüğü, Türk beylerinin Türkçe isimlerini terk edip Çin ismini aldığı, yabancı devlete hizmet ettiği ve tam elli sene esarette yaşadığı dile getiriliyor. Yurt içinde anlaşmazlıklar çıkartmama ve boyları bir bayrak altına toplama işi ön plana çıkarılıyor. Birlik olduğu yerde refah, barış eksik olmaz.

Bir diğer mesele devlet yönetimine akıllı bireyler yerine yeteneksiz, sadece kendini düşünen alçak kişilerin gelmesidir. Eski Türk destanlarının tümünde güçlü devletin güvencesinin zeki ve öngörülü yönetici ile adil kanun olduğu, bu kanunun adaletle yürütülebilmesi lazım geldiği kaydedilmiştir. Yani zeki bir yönetici, kendi halkı için özgürlük ve bağımsızlık sağlayabilir ve devleti kuvvetlendirmeyi yaşamının esas amacı olarak bilir. Akıllı kağanların yönettiği toplumda halkın gelenek görenekleri ve kanunları kusursuz yerine getirilir, kötü niyetli kimse olmaz ve devlet kuvvetli olur. Yönetici kötü ise, beraberlik yoksa devletin temeli sarsılır ve egemenlik ortadan kalkar, halk da köle durumuna düşer. Bu yüzden “Halka alp yiğitler gerek şaşmayacak, büyük işlerde büyük asker kumanda edecek”[4] veya “Adil, aydın idareci gerek halka, halk için girebilecek cehenneme” [5]

Türk destanlarında devleti güçlendirmede büyük şahısların özel yeri olduğu söylenir. “Kültegin” yazıtında Türk devletini kuran ilk kağanların yurdun birliğini korumak için çok çalışkan, akıllı ve kuvvetli oldukları dile getirilir. Özellikle Türk devletinin birliğini sağlamada büyük başarılar gösteren Bilge Kağan ve büyük komutan Kültegin bahadır idi. Kültegin, tahta çıkmaktan ziyade milletin menfaatini üstün sayarak ağabeyi Bilge Kağan’la beraber Tonyukuk gibi bilgin bir kişinin desteğiyle hayatını Türk milletini birleştirme yolunda sarf etmiştir. Sonraları “Kutadgu Bilig” destanında Karahanlılar devletinin yöneticisi Küntuğdı Elig de veziri Aytoldı ile birlikte yurdun gelişmesi için bütün kuvvetini harcamıştır.

“Kutadgu Bilig” destanının 2016. beytinde “Nerede bey, kanunu doğru yürütürse, halkın da orada hali iyidir.” diye yazılmışsa, “Kültegin” anıtında da “Yurdunu o kadar iyi idare etmiş, devlet kurup kanun yürütmüştür.” diye iyi idare olmaksızın yurdu barış ile refaha ulaştırmak mümkün olmadığı dile getirilmiştir. “Kültegin” anıtında da, “Kutadgu Bilig” destanında da yurdu yönetme yetkisinin devlet başkanına Tanrı tarafından verildiği belirtilir. “Kutadgu Bilig”in 5469. beytinde “Hükümdarlığı sen dileyerek almadın, Allah buyruğuyla verildi sana.” diyor. “Kültegin” anıtındaki “Hükümdarları da bilge imişler ” satırı, Balasagunlu Yusuf un destanındaki beyler için aranan özelliklere, yani yurdu yönetmenin zeki, bilge kişilerin işi olduğuna dair uyarıya benziyor. “Orhon” anıtlarında halkın varlığı ve devletin bütünlüğü uğrunda yapılanlar nasıl belirli olaylarla dile getirilmişse, XI. yüzyıl destanı Kutadgu Bilig’de de o dönemin sosyal, siyasi, ahlaki problemleri, devlet yönetme hakkındaki değerli fikirler güzel bir şiir halinde ifade edilmiştir.

“Kutadgu Bilig”, Türklerin devlet kurma yolundaki toplumbilimsel bir destanı olarak değerlendirilmelidir. Orta Asya Türk tarihinde kargaşaların olmadığı, Türk kahramanlığının zirveye çıktığı bir dönemde yaratılmıştır.[6] Destan, XI. yüzyılda uçsuz bucaksız topraklan kapsamış Karahanlılar hanedanının devletini sağlamlaştırmak, “devletin iç ve dış nizamı nasıl olmalı, yurt yöneten hükümdar ile halk arasındaki bağlantı şekli nasıl olmalı, devleti korumak için ne gibi kanunlar yürütülmeli?” gibi yaşamın kendisinden doğan sorulara ve sorunlara cevap bulmak amacıyla yazılmıştır. Cahilliğin hüküm süren toplumda insan nasıl mutlu hayat sürecek? Kutlu yurt kurmak için ne yapmak lazım? Balasagunlu Yusuf acı çektiren zaman gerçeğini kızgınlıkla şiire döküyor. “Ne yapsak, temeli sağlam yurt kuracağız, mutlu millet olacağız” diyerek büyük ülküleri benimsemiş devlet yöneticileri nasıl olmalı şeklindeki soruya cevap olarak yöneticilerin öncelikle ahlaklı olmasını öne çıkarır. Halkın saadetinin ilk önce devleti yöneten hükümdarla ilgili olduğunu söyleyerek, beyler ve halka karşı hükümdarın kendisinin örneklik etmesi gerektiğini vurgular. Halkın mutlu olması hükümdarın başlıca amacı olmalıdır. Hükümdarın saygın olması ise kurduğu yönetim sistemine, yurt içindeki barışa bağlıdır. Hükümdar adil olursa saygın olacaktır. İyi hükümdar kötüyü de, iyiyi de adaletle yönetir. İyi hükümdarın yurdu da iyi olacaktır. Beyleri iyi olan memleketin halkı zenginliğe, kut ve berekete kavuşacaktır. İyi hükümdara özgü nitelikler: sabır, insaniyet, merhametlilik ve sertlik. Yurdun yurt olması için ilk önce beyleri bilgili, ferasetli olmalıdır. Yani, yurdun kutu bilgili, merhametli hükümdardır.

Kim dahi bey olursa, ilme yakın,

Bilgiliyi kendine çeker sonunda.

Yurt için emek harcayacak bey, en iyi beydir.

Bey iyi olup, yaparsa çok hayır,

Yurt il güzelleşip, halk zengin olur (880. beyit).

“Yurdu adil kanunla yönetme sayesinde halkı birlikte tutarak kuta, bolluğa yetiştirmek mümkündür” diyor ortaçağda yaşamış bilgin. “Zalimlikle hükümdarlık uzun sürmez, zorbalığı halk çok çekemez.” diyor destan beyitleri. Bununla beraber hükümdarda gayret, cömertlik ve tatlı dil olduğu zaman, yurdunu bütünlük içinde adaletle yönetebileceğini söyler. Bundan bin yıl evvel yazılan destan, hükümdarın fikri ile beden yapısını, yemek yiyişini, başkalarıyla nasıl bağlantı kurması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde açıklıyor. Makam hırsının, devlet adamı için büyük kusur olduğunu delillerle kanıtlıyor. Bir de hükümdarın rüşvetçilikten uzak olması için uyarı yapıyor. “Kendin hükümdarsın mal mülke bağlı olma, hüküm bekleme, kendin yönet, yola koy”. “Eğer iyiyse yurdun yöneticisi onun bütün hizmetçileri de iyi olacaktır”. Balasagunlu Yusuf un bu fikirleri El-Farabi’ye göre, şehir yöneticisinin sahip olması gereken on iki niteliğe de benzer.

“Destanı yazmadaki yazarın amacı, Gök Türklerin tarihini yazıya dökmek değil, Türk milletinin eski geleneklerini kendi çağdaşlarına ideal olarak göstermek” diyor Nigmet Kelimbetov.[7] Yazarın önem verdiği şey, Türk yurdunun iç ve dış durumu değil, güçsüz halkı Bilge Kağan’ın nasıl varlıklı, mutlu ettiğini okuyucusuna şiir diliyle iletmek, kutlu toplum kurmak ve halkın durumunu iyileştirmek, yurt temelini sağlamlaştırmaktır. Kutlu toplum, güçlü devlet kurmak için lazım olan ne? Devlet yöneticisi kağan, memleket bağımsızlığını her şeyden üstün tutuyor. Gök Tanrısı: “Türk’ün kutsal yeri, suyu, Türk milleti yok olmasın, yurt olsun!” diye haber gönderip çökmüş olan devleti ayağa kaldırarak güç kazanıp Tanrı’nın esirgemesiyle yerinden, ilinden ayrılmış halk tekrar birleşip atalar yurduna dönmüştür. Türk yurdunun bütünlüğü ve bağımsızlığı hakkında “Kültegin” yazıtında şöyle satırlar var: “Türk milletinin adı sanı kaybolmasın diye babam kağanı, anam hatunu tahta çıkaran Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye beni kağan oturttu. Karnı aç, sırtı çıplak çaresiz halka baş oldum. Kardeşim Kültegin ile danıştım. Babamızın, amcamızın yönettiği halkın şanı kaybolmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Gücüm kesilinceye dek çalışarak toprağı genişlettim, birleşen halkı ateş-su (düşman) etmedim”. Veya “güçsüz halkı güçlü, çıplak halkı giyimli, fakir halkı zengin ettim. Az halkı çoğalttım, halka iyilik yaptım.” Yazıcı, bu şekilde o dönemin kahramanlarının edebi tipini yaratmayı amaç edinmiştir. “Orhon” anıtları: “Beyleri de, halkı da güvenli imiş, onun için de yurdu öyle yönetmişler, il tutup, töre yürütmüşler…” diyor, “Kutadgu Bilig” destanında ise “Fakiri ortaya, ortayı da zengine ” denkleştiren Küntuğdı Elik döneminde:

Halk zengin olup, rızkı arttı ilinin,

Överek halkı Elik’i yükseltti.

Uğur geldi, dünya görüşü açıldı halkın,

Kuzusuyla kurdu beraber gezer oldu.

diye destan yaratılmıştır. Bu satırlardan toplumun siyasi-toplumsal dilekleri açıkça görünmektedir.

Anıttaki Tonyukuk tipi, bilge hem de büyük komutan, muharip olarak karşımıza çıkar. Kendisi, her tür durumda fikir yürüterek, karar verebilmektedir. “Tonyukuk” yazıtının başlıca özelliği, esas olayların Tonyukuk tarafından söylenmesidir. “Tonyukuk”, anıtında önce kağanları övüyor, onlarla beraber gece uyumadan, gündüz oturmadan Türk milleti için, Türk yurdu için kızıl kanını su gibi akıtarak, terler dökerek işini gücünü sarf ettiğini ve azametli, kudretli bir toplum kurabildiklerini övünerek açığa vuruyor. Bilge kişi olarak her tür durumu değerlendirmektedir. Devlet yönetimini elinde bulunduran hükümdarla hakimin birliği ve sözle işin bir aradan yapılması daima dikkate alınmaktadır. Birlik, beraberlik ve istiklali sağlamak için kağanı saymak, hakime kulak vermek ve yurt tehlikeye maruz kaldığında yurt uğruna hayatını feda edecek kahramanları övmek, düşünce birliğini şiirleştirmek gibi görüşler bengü taşa yazılmıştır. Türk yurdunun bütünlüğünün uzlaşma ile mümkün olduğu ve bütün kuvvetlerin birleşmesinin esas amaç olduğu muhakkaktır. Birlik beraberlik içinde yaşayan Türk milletini alt edebilecek gücün dünyada mevcut olmadığı belirtilmektedir.

“Kutadgu Bilig” destanında ise bilgin vezir Aytoldı da Küntuğdı Elik’in hizmetine geliyor ve kendi yaşam tecrübesini, bildiklerini anlatıyor. Örneğin, “Tonyukuk”ta: “Küçüğü ezmek, inceyi koparmak kolaydır”, “Kağanı bahadır, veziri bilgin milletin kutu başındadır”; “Kutadgu Bilig”te: “Gelen kutu tutamazsan geçer, elindekine sahip çıkamazsan eskir”, “Kut gelirse kişi su gibi taşar, yeni ay gibi parlar” gibi satırların günümüzde bile anlamı gitmemiştir.

Devletin devlet olması için gerekli olan önemli şeylerden onun dili, hududu, başkenti sayılırsa, eski Türkler bunlara özel saygıyla bakmışlardır. “Orhon” anıtlarında atalar yurdu Ötüken çok büyük hürmetle dile getirilir. “Oraya gidersen Türk milleti ölmeyeceksin, Ötüken koynunda oturursan ebedi yurt tutacaksın. O zaman Türk milleti tok olacak.” diye yazılmıştır. Bilge Kağan hükümdar olduğu zamanda Türklerin başkenti Ötüken idi. Orada toplumsal ilişkiler yola koyulmuştur.

Devlet yönetmedeki başarılar ile eksiklikler beraber dile getirilip, ondan ders almayı nasihat eden eski Türk anıtlarının temel konusu kağanın halka, devlet yönetimine bakışı ve halkın kağanına bağlılığıdır. “Orhon” anıtları: “Eğer sen, Türk milleti kendi kağanından ve kendi beylerinden, kendi vatanından ayrılmazsan, o zaman kendin mutlu hayat sürerek, kendi evinde olacaksın, tasasız üzüntüsüz yaşayacaksın” diyor. Kağanın başlıca amacının ise “Halkı, milleti için çalışmak ve işini gücünü devlet çıkarı için harcamak” olduğu belirtiliyor. Kağan için dikilmiş taşta ise: “O kendi milletini istediği gibi besledi” satırı bulunuyor. XI. yüzyıl destanında da hükümdarın millet karşısındaki vazife ve yetkisi yanında, halkın da hükümdar üzerinde hakkı olduğu açıkça söylenir. İşte bu üç şart yerine getirildiği zaman devletin gelişip yurdun zenginleşeceğine inanılmaktadır.

Genel olarak, bildiriyi sonuca bağlarken, dünya kültürünün en büyük anıtlarından biri olan Eski Türk yazıtlarında siyaset, devlet yönetimi, halkın birliği ve hükümdarların görev ve yetkilerinin edebi eser halinde ortaya çıktığını belirtmek isterim. “Fakiri zenginleştirip azı çoğaltan” Bilge Kağan, Türk milletini birleştirerek, kutsal kahramanlığı överek, “Türk milleti nelerden sakınmalı, neleri bilmeli” diyerek, yeni neslin hafızasına iyice yerleşmesi için bunları bengü taşa yazdırmıştır. Bunlar insanlık için ebedi kalacak büyük manevi değerlerdir. Asırlardan asırlara ulaşarak yaşamaya devam edecek olan medeni yadigârlardır.

Dipnotlar

[1] Joldasbekov, Mırzatay (1990). Asıl Arnalar. Almatı, 72.

[2] Kelimbetov, Nigmet (1991). Ejelgi Deuir Âdebiyeti. Almatı, 10.

Orhon Yazıtlarının Bulunuşundan 120 Yıl Sonra Türklük Bilimi ve 21. Yüzyıl konulu 3. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu, 2010, 519-522

[3] Ejelgi Deuir Âdebiyeti. Seçmeler – derleyen Alma Kıraubayeva (1991). Almatı, , 11.

[4] Egeubayev, Aksar (1986). Kutadgu Bilig. Almatı, 1961. beyit.

[5] Egeubayev, Aksar (1986). Kutadgu Bilig. Almatı, 1964. beyit.

[6] Egeubayev, Aksar (1986). Kutadgu Bilig. Almatı, 21.

[7] Kelimbetov, Nigmet (1991). Ejelgi DeuirÂdebiyeti. Almatı, 43.

 

Orhon Yazıtlarının Bulunuşundan 120 Yıl Sonra Türklük Bilimi ve 21. Yüzyıl konulu3. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu, 2010, 519-522

ESKİ TÜRK ANITLARINDAKÎ HALK BİRLİĞİ VE MEMLEKET BÜTÜNLÜĞÜ ÜLKÜSÜ («Orhon» ve «Kutadgu Bilig» Eserlerine Göre)

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar