Başyazı »

Yorum Yap |

Pekin’deki Yasak Şehir, tarih boyunca 24 Çin imparatorunun sarayı oldu. Fakat yüzyıllardır, Moğol imparatoru olan Kubilay Han’ın, 13. yüzyılda Pekin’deki sarayının yeri bir sır olarak kalmıştı. Yeni çalışmalar sırasında, Kubilay Han’ın kurduğu Yuan Hanedanlığı’nın sarayına ait …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Kültür&Sanat, Türk Büyükleri

Fatih Sultan Mehmed ( 1432- 1481)

30 Mart 1432 tarihinde Edirne’de dünyaya gelen Şehzade Mehmed, Sultan II. Murad’ın dördüncü oğludur. Henüz 11 yaşında iken 1443 yılında iki lalası KasabzadeMahmud ve Nişancı İbrahim bin Abdullah Bey ile Edirne’den Manisa’ya vali olarak gönderildi. Aynı yıl ağabeyi Amasya valisi Şehzade Alaaddin Ali Çelebi’nin vefatı üzerine tahtın yegane varisi oldu. Babası II. Murad’ın oğlu Mehmed lehine tahttan feragat etmesinden sonra henüz 12 yaşında iken Osmanlı sultanı oldu.(1) Devletin başına çocuk yaşta birinin geçtiğini gören  Avrupa, bu fırsatı kaçırmamak için hemen harekete geçer ve bir haçlı ordusu kurulur. Haçlıların bu hareketini gören Çandarlı Halil Paşa ve onunla hemfikir olanları baskısıyla ordunun başına tekrar Sultan Murad geçer. Sultan Murad’ın tahta geçmesinde yeniçerileri akçe bahanesiyle çıkarttıkları Buçuktepe isyanı etkili olmuştur. Tahtından feragat eden II. Mehmed ise tekrar Manisa’ya döner.fatih-sultan-mehmet

1451 de Şehzade Mehmed, babası Sultan II. Murad’ın vefat haberini alması üzerine, maiyeti ile birlikte derhal harekete geçip. Gelibolu üzerinden süratle Edirne’ye gelerek tahta ikinci kez çıktı. Daha babasının sağlığında henüz 12 yaşında iken bir müddet saltanattakaldığında İstanbul’un fethini düşünen genç Mehmed, muhtemelen şimdide aynı tasavvurlar içerisinde olduğundan bütün elçilere karşı yumuşak, güler yüzlü ve hoş görülü davranıyordu. II. Mehmed saltanatının ilk günlerinden itibaren uygulamaya koyduğu bu tasavvur ve kararlarını gizleme alışkanlığını 30 yıllık padişahlığı boyunca da devam edecektir.(2)

Fetihin sebeplerine bakacak olursak Osmanlı toprakları arasında iletişimi engelleyen bir demir perde konumunda olan Konstantinopolis’in mutlaka alınması gerekiyordu. Bizans’ın Osmanlıda huzursuzluk yaratma çabaları ve Osmanlı aleyhine oluşan ittifaklara destek vermesi fethin diğer bir sebebidir. Yine Hz. Peygamberin İstanbul’un fethi ile ilgili olan hadisi ise işin manevi boyutunu ortaya koyar. Padişahın bu fethi gerçekleştirmesinden dolayı elde edeceği güç ve kuvvet fethi daha da cazip hale getiriyordu.

II. Mehmet, İstanbul’un fethini saltanatının çıkış noktası, geleceğinin garantisi olarak görüyordu. Fetih için askeri hazırlıklara bakacak olursak özellikle dökülen muazzam toplar devrin kaynaklarına göre 600 kiloluk taş atabiliyorlardı. Bunun yanı sıra artık demode olan yürüyen kule gibi savaş makineleri de mevcuttur. Donanma alanında da ayrı bir çalışma yapılıyordu. İstanbul kuşatmasına katılan donanma, Gelibolu tersanesinde hummalı çalışmalar sonunda ortaya çıkmıştı. Hazırlıklar içerisinde bahsedilmesi gereken bir diğer husus, gelebilecek yardımları önlemek, Rumeli ile Anadolu yakasını Boğaz’ın en dar yerinde kontrol altına almak ve rahatça karşıdan karşıya geçebilmek için inşa olunan hisardır.(3)

Osmanlının ciddiyetini gören Bizans İmparatoru Avrupa’dan ve Papa’dan yardım talebinde bulundu. Hatta papaya başvurarak Ortodoks kilisesini Vatikanla birleştirmeye hazır olduğunu bildirdi. Konstantinopolis’i çevreleyen çok sağlam çok sağlam surların olması ve bu surların önünde içi sularla dolu hendeklerin bulunması Bizans’ın avantajlı olduğu durumlardan birisiydi. Haliç girişinin ise zincirle kapatılabilmesi Osmanlı donanması için aşılmaz bir engel olarak gözüküyordu.

Tüm hazırlıklarını yapan II. Mehmed, 6 Nisan 1453 te şehri kuşatmaya başlar.Haliç’in ağzına zincir çekilmesi yüzünden Osmanlı donanmasının oradan geçememesi ve yardıma gelen Ceneviz ile Venedik gemilerinin Bizans kıyılarına ulaşması kuşatmayı daha da zor bir hale getirdi. Uzun bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453 de II. Mehmed ordusuyla birlikte Konstantinopolis’i ele geçirir. Paidişah bu fetihden sonra Fatih unvanını alarak bundan sonra Fatih Sultan Mehmed olarak anılacaktır. İstanbul’un kuşatılmasına her fırsatta karşı çıkan Veziriazam Çandarlı Halil Paşa ise idam edilerek Osmanlı tarihinde öldürülen ilk sadrazam olarak anılacaktır. İstanbul’un fethi ile gayrimüslimlerin ruhani liderleri tayin edilerek Ermeni patrikliği adı altında yeni bir patriklik oluşturuldu.

Bu fetih sonrası Bizans imparatorluğunun varlığına son verilmiş, Bizans’ın ortadan kalkmasıyla birlikte Osmanlı toprak bütünlüğünü sağlamıştı. İstanbul’un ele geçirilmesi sonrasında burada bulunan entelektüel sınıfın Avrupa’ya geçmesi üzerine Avrupa’nın çehresini değiştirecek reform ve Rönesans hareketinin başlamasına yol açmışlardır. Bu değişim hareketleri neticesinde ise Ortaçağın kapanıp yeniçağın başlamasına yol açmıştır. İstanbul ise artık yeni devletine yani Osmanlı imparatorluğuna başkentlik yapacaktır.

Fatih, fetihten 1 yıl sonra 1454’te Sırbistan seferine çıktı. Ardından Karadeniz bölgesindeki Ceneviz kolonileriyle, Boğdan’ı haraca bağladı. 1459 da Rumeli’de Semendire fethedildi. 1460 da ikinci kez Mora seferine çıkan Fatih Sultan Mehmed, burayı tamamen Osmanlı topraklarına kattı. Fatih, 1466 ve ardından 1467 de Arnavutluk hakimi İskender Bey’e karşı iki sefer yaptı. İskender Bey birkaç bin kişiyi geçmeyen kuvvetleriyle çete savaşı yaptığından ele geçirilemiyordu. Fatih’i uzun bir süre uğraştıran İskender Bey’in 1468’de ölümü üzerine Arnavutluk da Osmanlılara karşı direniş azaldı. 1475’te Kırım’daki Ceneviz kolonileri ortadan kaldırıldı ve Kırım hanlığı, Osmanlı İmparatorluğuna bağlandı. 1459 da Cenevizlilerin elinde bulunan Amasra fethedildi. 1461’de Osmanlı orduları Karadeniz seferine çıktılar. Batı Karadeniz’deki Candaroğulları Beyliği ile Trabzon Rum İmparatorluğu ortadan kaldırıldı.(4) 1473 de ise Akkoyunlu hükümdarı Otlukbeli savaşında Uzun Hasan’ı ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Ertesi yıl ise Karamanoğlu beyliğini tamamen ortadan kaldırmıştır. Hayalinde Roma’yı ele geçirmek olduğu söylenen Fatih 1480 de  Otronto limanını ele geçirse de buradaki hakimiyeti fazla uzun sürmemiştir.

Fatih’in saltanatı, merkeziyetçi bir imparatorluğun kurulduğu, çağdaş vatan ve milli kimliğimizin inşa edildiği bir devirdir. Padişahın iradesi mutlaktı. Kardeşlerin katledilmesi bu dönemde meşru hale getirildi. Fatih, zamanının eşi az görülen Rönesans tipi bir entellektüeliydi. Fatih’in Yunancasını Kritovulus ve Languschi gibi yazarlar methediyor. Farsça şiir yazıyor, Arapça biliyordu.(5)

Fatih Osmanlı hükümdarları içinde hem en büyük asker hem en büyük devlet ve siyaset adamı, hem de en büyük alim olanıdır. Yaptığı akıl almaz işlerle Batı Türklerinin asılar sürecek olan refah ve saadetini hazırlamıştır. Yirmi’den fazla devleti ve üç imparatorluğu tarih ve siyasi coğrafya sahasından silen Fatih Sultan Mehmed, fetihlerinin yanı sıra iktisada ve bayındırlığa da önem vermiştir. Ege’yi ve Karadeniz’i Türk iç denizleri haline sokan ve boğazlar rejimini kuran Fatih’tir. Kendi adıyla anılan Kanunnamesi ile de devlet teşkilatında mühim bir hamle yapmıştır. Aynı zamanda edebi kişiliği de bulunmaktadır. Baş hocası Molla Gürani’dir. Akşemseddin de Fatih’in hocalarındandır. ( 6)

Fatih Sultan Mehmed’in tarihteki en önemli yanlarından biriside eğitime verdiği önem olmuştur. Bu doğrultuda kendi ülkesinde dönemin en büyük eğitim kurumu olan sahn-ı seman medresesini açmıştır. Dönemin en önemli bilim adamları arasında olan Ali Kuşçu’ da matematik ve astronomi alanında önemli gelişmelere imza atmıştır. Fatih çocukluğundan itibaren yoğun bir islami ve ilmi eğitim almıştır. O kendisinden önceki diğer padişahlar gibi askeri ve stratejik anlamda çok ehil birisiydi. Fatih 1481 de Anadolu’ya yeni bir sefere çıkarken hayatını kaybetmiştir.

Kaynaklar

  1. Tufan Gündüz, Osmanlı Tarihi El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, 2012, s.61.
  2. Ahmet Şimşirgil, Kayı II, KTB Yayınları, İstanbul, 2012, s. 109-110.
  3. Feridun M. Emecen, “İstanbul’un Fethi”, Türkler,  Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, C.9,  s. 312-313.
  4. Erhan Afyoncu, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2010, s.137-140.
  5. İlber Ortaylı, Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek Üç Kıtada Osmanlılar, Timaş     Yayınları, İstanbul, 2007, s.18-19.
  6. Yılmaz Öztuna, Büyük Osmanlı Tarihi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1994, C.1, s.253-254.

TSK Mehmetçik Vakfı

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar