Başyazı »

Yorum Yap |

Pekin’deki Yasak Şehir, tarih boyunca 24 Çin imparatorunun sarayı oldu. Fakat yüzyıllardır, Moğol imparatoru olan Kubilay Han’ın, 13. yüzyılda Pekin’deki sarayının yeri bir sır olarak kalmıştı. Yeni çalışmalar sırasında, Kubilay Han’ın kurduğu Yuan Hanedanlığı’nın sarayına ait …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Kültür&Sanat, Türk Büyükleri

Kanuni Sultan Süleyman( 1494-1566)

Kanuni Sultan Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’da sancakbeyliği yaptığı sırada 1494 yılında doğdu. Annesi Hafsa Hatun’dur. Çocukluğu Trabzon’da geçti ve eğitimini burada aldı. İlk tahsilini Trabzon da babasının bu iş ile vazifelendirdiği ve muhitinde bulundurduğu kimselerden yapan Süleyman, o devirde sancak beyliğine çıkma yaşı olarak devletçe usul ittihaz edilen 15 yaşına kadar burada kaldı.(1) Babasının ölümü üzerine tek oğul olması hasebiyle hiç zahmet çekmeden rakipsiz olarak tahta çıktı. Osmanlı kaynaklarında devlet ve toplum yapısına dair hazırladığı kanunname dolayısıyla Kanuni lakabıyla anılırken, Avrupalılar ona Muhteşem ya da Büyük Türk lakabını uygun görmüşlerdir.(2)

I.Süleyman kanunitahta çıktıktan kısa bir süre sonra Şam Beylerbeyi Canberdi Gazali padişahın otoritesini tanımayarak isyan eder ve adına hutbe okutarak bağımsızlığını kazanmak istese de bu isyan kısa sürede bastırılır. Kanuninin, Piri Mehmet Paşayı sadrazamlıktanalmasından sonra bu göreve getirilmeyi bekleyen Mısır Beylerbeyi Ahmet Paşa, veziriazamlığa İbrahim Paşanın tayin edilmesini öne sürerek 1524 de isyan eder fakat bu isyan da  kısa sürede bastırılırken Ahmet Paşa yakalanarak öldürülür. Bu dönemde Safevi propagandasının azda olsa halen faaliyetini sürdürmesi , tahrir eminlerinin halka kötü davranması sonucunda Bozok bölgesinde Baba Zünnun önderliğindeki halk isyan eder. Bu güruh kısa bir müddet için Anadolu’nun iç bölgelerinde etkili olsa da isyan 1527 de bastırılır. Yine 1527 yılında Maraş bölgesi ve civarında Kalender Çelebi önderliğinde isyan çıkar. Bu isyan Anadolu da yankı uyandırsa da İbrahim Paşanın devreye girmesiyle isyan bastırılır ve Kalender Çelebi öldürülür. Aynı tarihler de Molla Kabız isimli birisi Hz İsa’nın Hz. Muhammed’den daha üstün olduğu iddiasıyla ortaya çıkmış ve çevresine bu düşünceleri yayarak huzursuzluğa sebebiyet veriyordu. Durumun akıbetini gören devletin ileri gelenleri Molla Kabız’ın divanda yargılanıp idam edilmesini sağlamıştır.

Kanuni batıda ilk iş olarak Avrupa’ya açılan kapı mahiyetinde olan Belgrad’ın üzerine yürüyerek 1521 yılında burayı fetheder. Buranın ele geçirilmesiyle bir üs konumunda olan Belgrad, Avrupa’ya düzenlenecek olan harekatler için karargah konumuna gelecektir. Ayrıca Macar topraklarının da her an Osmanlının eline geçme fırsatı doğmuştur. 1522 de ise Akdeniz’deki hakimiyeti  sağlamak için Rodos kuşatılır ve aylarca süren kuşatma sonrasında Rodos fethedilir. Avrupa da fetihlerine devam Kanuni 1526 da Mohaç da Macarlarla savaşarak onlara ağır bir yenilgiye uğratır. Mohaç Meydan Muharebesinin kazanılmasıyla        Macar toprakları Osmanlının eline geçer.  Avusturya arşidükü’nün Macar topraklarına müdahale etmesi ve buraya kendi idaresi doğrultusunda yönetici atamaya kalkışmasından dolayı Osmanlı harekete geçer ve 1529 da Viyana’yı kuşatsa da başarılı olamaz. Avusturya Arşidük’ünün saldırgan tavırlarının devam etmesi üzerine Kanuni Alman seferi olarak adlandırılacak seferi gerçekleştirilir. Bu sefer neticesin bazı yerler ele geçirildikten sonra sefer 1532 de sonlandırılır. 1533 de Avusturya Arşidüküyle yapılan İstanbul antlaşmayla Macar topraklarındaki Osmanlı hakimiyeti kabul edilir.  Hızır reisin Osmanlı hakimiyetine girmesiyle Cezayir Osmanlı sınırlarına dahil edilirken Hızır reisin Tunus’u da ele geçirmesiyle burası da Osmanlı toprağı haline gelir. 1536 da ise Fransayla yapılan mutabakat sonucu tarihe kapitülasyonlar olarak geçecek hukuki, ticari vb ayrıcalıklar ilk kez Fransa’ya verilir. Denizlerde faaliyetlerine devam eden Osmanlı donanması 1538 de Preveze de Andrea Doria’yı yenilgiye uğratarak Venedik’i vergiye bağlamıştır.

Kanuni, Şah İsmail’den kalma Safevi tesirini ortadan kaldırmak , Bitlis Hanının Safevi tarafına geçmesini ileri sürerek ordusunu Irakeyn seferine gönderir. Daha sonra kendisinin de katılacağı bu seferde ilk olarak Tebriz ele geçirilir. Her zaman olduğu gibi burada da Osmanlının karşısına çıkmaya Şah Tahmasb İran’ın içlerine doğru çekilir. Buradan hareket eden ordu 1534’te Bağdat’ı kuşatarak burayı ele geçirir. 1547 yılında Şahın kardeşi Elkas Mirza’nın Osmanlıya sığınması ve Şahı şikayet etmesi üzerine 1548 de İran üzerine sefere çıkılır. Bu sefer neticesinde Tebriz ve diğer bölgeler ele geçirilse de Osmanlının geri çekilmesi anında buralar tekrar Şahın eline geçer.

1566 yılında vefat eden ve 46 yıl Osmanlı tahtında kalan Kanuni döneminde Osmanlı sınırları Afrika da Cezayir’e kadar uzanırken, Avrupa da Viyana kapılarına kadar dayanmış, Osmanlı donanması ise Akdeniz’den Kızıl deniz’e kadar olan olan sularda hakimiyet kurmuştu. İlmi yönü ağır basan Kanuni, eğitime de ayrı bir önem vererek döneminin önemli eğitim kurumu olan Süleymaniye medreselerini yaptırmıştır. İlmi yönünün yanı sıra edebi kişiliğiyle de öne çıkan Kanuni, Muhibbi mahlasıyla şiirler yazmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman ne babası gibi asabi ne de sakalını ele verecek kadar yumuşaktı. Babasından rakipsiz olarak aldığı saltanatı yarım asra yakın zaferle süslemiş, ordusunun başında olarak batıya, doğuya bir çok sefer yapmış ve son seferinde ordusunun kumandanı olarak muharebe sahasında ölmüştür. Ordusu üzerinde hiçbir Osmanlı hükümdarı Sultan Süleyman kadar sevgi ve saygı uyandırmamıştır. (3)

Kanuni döneminde ‘Altın Çağı’ nı yaşayan Osmanlılar, Avrupada söz sahibi olarak Cihan İmparatorluğu kaftanını giymişlerdir. Avrupa siyasi coğrafyasının şekillenmesinde önemli rol oynayan Kanuni Sultan Süleyman, bu doğrultuda Fransa Kralı Fransuva’yı destekleyerek Avrupa’daki dengeleri etkilerken, Luthercilik hareketine destek vererek hiristiyan dünyanın parçalanmasına katkı sağlamıştır.  26 yaşında tahta geçip 46 sene saltanat sürmesi devrinin umumiyetle zafer ve zenginliklerle dolu bulunması, imparatorluk camiasının nizam ve adalet esasları dahilinde idaresi onun halk üzerinde çok büyük bir saygı ve sevgi uyandırmasının başlıca amilleridir.

Kanuni Sultan Süleyman, sadece Doğu ve Batı da kadim hasımlarına karşı düzenlediği askeri harekatlarla değil, İmparatorluğun uç sınırlarında, kuzey- güney ekseninde izlediği etkili politikasıyla da öne çıkmıştır. Söz konusu siyaset devrin dünya meselelerine müdahaleyi de ön görmüş, en uzak sınırlara kadar uzanmıştır. Osmanlı etkisi bu unutulmuş sınırlarda, gözden ırak bozkır ve çöllerde, uzak denizlerde ağırlıklı biçimde bu dönemde başlamıştır denilebilir. Kuzey Afrika içlerinden Habeşistan’a , Yemen’e, Hindistan’a, kuzeyde Rus steplerine, Polonya’ya kadar uzanan bu etkiye Safevi karşıtı İslam dünyasının ilgisinide eklemek gerekir. Babürler, Orta Asya Hanlıkları, Hindistan’ın diğer Müslüman sultanlıkları gözlerini batı da gaza bayrağını temsil eden Sultan Süleyman’a çevirmiştir. Cihanşümul bir devlet anlayışının benimsenmesi yanında bunu fiili olarak uygulamaya koyan Kanuni Sultan Süleyman’ın Batı’daki çağdaşları İmparator V. Karl, I. Ferdinand, İngiltere Kralı VIII. Henry, Rus Çarı Korkunç İvan gibi hükümdarlar ve krallar Doğu da ise Şah Tahmasb, Babürlü Hümayun ve Ekber Şah gibi sultanlar içinde onlarla kıyaslanmayacak ölçüde önemli bir yer edinidiği bir gerçektir.

Kanuni Sultan Süleyman uzun saltanat döneminde hayırseverliği, vakıfları ve hayratıyla öne çıkmıştır. Pek çok abidevi eser yaptırmıştır. Özellikle Mimar Sinan’a inşa ettirdiği cami ve külliyeler başta gelir. İstanbul da yaptırdığı eserlerle imparatorluk ihtişamını sergilemeyi ihmal etmemiştir. Süleymaniye cami ve külliyesi bunun tipik bir örneğidir.(4)

KAYNAKLAR

  1. Süleyman I Maddesi, M. Tayip Gökbilgin, İslam Ansiklopedisi, s. 99.
  2. Tufan Gündüz, Osmanlı Tarihi El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, 2012, s.152-    153.
  3. İ. Hakkı Uzun Çarşılı, Osmanlı Tarihi, TTK, Ankara, 1988, C.2, s. 419.
  4. Süleyman I Maddesi, Feridun Emecen, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 74.

TSK Mehmetçik Vakfı

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar