Başyazı »

24 Haziran 2014 – 17:48 | Yorum Yap | 

Orta Asya Türk tarihinde adları geçen kabilelerin, Çin transkripsiyon ile esas adları arasında bir bağ bulma, ancak bazı tesadüflere ve …

Devamını okuyun »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Kuman-Kıpçaklar

Ekleyen: : 24 Ocak 2012 – 20:03 Bir Yorum |

 Prof.Dr. Ahmet Taşağıl

9. asırdaki, Doğu Avrupa’da Peçenek ile başlayan kaynaşmada, batıya yayılmanın son halkasını Kuman-Kıpçaklar teşkil eder. Kaynaklarda en çok Kuman adı ile zikredilmesine rağmen, birçok farklı söyleniş şekli vardır. Kumanlar’a Ruslar “Polovets”, Bizanslılar ve Latinler “Kumanos, Kumanon, Cumanus, Komani”, Almanlar ve diğer batılı milletler“Khartes” Macarlar “Kun”, Müslümanlar Kıpçak(1) demişlerdir(2).

Kuman ve diğer bütün farklı zikredilişler, genellikle, sarı-açık sarı saman rengi, sarışın gibi anlamlar ifade ederler. Bundan anlamaktayız ki Kumanlar gerçekten, beyaz tenli, kumral sarı saçlı idiler. Bu isim onlara diğer Türk boylarından farklı olduğu için verilmiştir(3). Kuman ismi 885’ten itibaren(4) İslam ve Gürcü kaynaklarında “Kıpçak” ismi ile geçmektedir.

Kuman-Kıpçaklar’ın menşei konusunda bir çok tartışmalar olmuş, özellikle tiplerinin,sarışın, kumral, mavi gözlü olması Hind-Avrupai ırktan geldikleri şüphesini doğurmuştur.Buna karşılık M.Ö. 2 yy.dan beri Tanrı dağlarının Kuzey yamaçları ile Isık göl dolaylarında oturan Wu-sunlar’ın da Çin kaynaklarında Kumral ve mavi-yeşil gözlü olduğu bilinmektedir.Diğer taraftan İslam kaynaklarında bildirildiğine göre(5) 936 yılında Çin’de Liao (Moğol K’itan)adlı bir kavmin saldırıları sonucunda Kun adlı bir kavim Sarılar ülkesine çekilmiştir(6).Ayrıca 925 yılında Kansu Uygurlar’ı arasında Kun (Huna) adlı bir boyun da yaşadığıbiliniyor(7). Netice olarak İrtiş arasında Oğuzlar, Tobol ve İsim çevresinde Kıpçaklar, buradan Altaylar’a doğru Kimekler, Issık göl etrafında ise Karluklar bulunuyordu. Daha doğu da ise Sarı Uygurlar yaşamakta ve bunlara bağlı olarak ta bu civarda Kunlar varlığını sürdürüyordu(8).

Kunlar (Kumanlar), Moğol K’i-tanlar’ın baskısı sonucu, beraberlerinde Sarı Uygurlar’dan bir kütleyi de sürükleyerek, Cungarya’dan geçip, Karluk bölgesine geldiler.Oradan da Kuzey Kıpçak sahasına doğru ilerlediler. Aslında Kunlar’ın kuzeye doğru göçmelerinin sebebi güneyde Kara-Hanlı Togan Han tarafından sıkıştırılarak kuzeye doğru püskürtülmeleridir(9). Kuzeye yönelen Kunlar (Kumanlar), Kimekler’in(10) bir kolu olan veTobol, İşim ırmakları arasında oturan, Kıpçaklar ile birleşip, Kuman-Kıpçak birliğini meydana getirdiler. Doğudan gelen K’i-tan baskısı ve otlak darlığı sebebiyle İtil nehrine doğru ilerlediler (1030) ve Uzlar’ı Balkanlar’a doğru ittiler. 1064 yıllarında Uzlar’ı kesinolarak mağlubiyete uğrattıktan sonra Karadeniz’in kuzeyine yerleştiler. Bu tarihten sonra Doğu kaynaklarında Karadeniz’in kuzeyi ve Hazar Deniz’inin kuzeyine Deşt-i Kıpçak denmeye başlandı(11).

Kuman-Kıpçak Karadeniz’in kuzeyine gelir gelmez kendilerinden önceki Peçenek veUzlar gibi Rus knezleri ile mücadele etmek zorunda kaldılar. İlk mücadele Preyeslav kneziVsevolod ile oldu. 1055 yılında iki taraf barış yaptı. Bu sırada Kuman-Kıpçaklar’ın başbuğunun “Boluş” olduğunu görmekteyiz. Boluş’tan sonra 1061 yılında, Rus vekainamelerinde geçen adıyla İskal adlı başbuğ idaresinde, Kıpçaklar Ruslar’ı fena halde yendiler. Daha sonra Ruslar’ın Kıpçaklar’a karşı Peçenek ve Uzlar’ı koruması üzerine 1068 yılında Kıpçak orduları tekrar Rus arazisine girip Kiyef yakınındaki Alta ırmağı üzerinde birleşmiş Rus ordusunun çok ağır bir mağlubiyete uğrattılar. Bu yenilgi neticesinde Kiyef’tekarışıklıklar çıktı. Knez İzyaslav Lehistan’a kaçmak zorunda kaldı(12). Kuman-Kıpçaklar daha sonra Çernigov knezliğine kadar sokuldular. Bundan sonra Rus topraklarına arka arkaya Kuman-Kıpçak hücumlarını görmekteyiz. Bu akınlarda Kuman-Kıpçaklar 1071’de Rostovtsev ve Neyatin bölgesine, 1079’da “Voin” kasabasına, 1080’de ise Novogrod sahasına kadar ilerlediler. Bu sırada Kuman-Kıpçak hakimiyeti Don-Dnester bölgesi ağırlık merkezi olmak üzere Balkaş-Talas havalisinden Tuna ağzına kadar geniş bir sahayı kaplıyordu.Kafkaslar’da Kuban sahası ile kuzeyde İtil Bulgarları ülkesine kadar uzanıyordu. Kuman-Kıpçak akınları 1080-1090 yılları arasında da devam etti. Bu akınlar Rus şehirlerine kadar uzanmakla birlikte, sebepleri Rus knezlerinin davetidir. Hatta bazı akınlarda Rus şehirleri dahi yağmalanıyordu. Ayrıca Rus knezleri tahta çıkar çıkmaz, Kuman-Kıpçaklarla barışı korumak için onlara, altın, kumaş ve sürü gönderiyorlardı.

Radziwill kroniğinde Kumanların tasviri

Bu arada 1087 yılında Peçenek başbuğu Tatuş’un ittifak teklifi üzerine Kumanlar Tuna nehrini geçerek Balkanlar’a doğru ilerlediler. 1090 yılından itibaren Kuman-Kıpçaklaren parlak devirlerine girdiler. Bu sıralarda başlarında çok cesur olan kabiliyetli başbuğlar vardı(13). Kuman-Kıpçaklar 1091 yılında Bizans ile ittifak yaparak, Peçenekleri imha ettiler. Bu suretle Bizans mutlak bir felaketten kurtulmuş oldu. Daha sonra bir grup Kuman-Kıpçak Kapuç adlı bir başbuğ idaresinde Macaristan içlerine kadar sokuldu. 1093 yılında tekrar Kiyef knezliğine saldırıp, Toreçsk şehrini aldılar.

Kumanlarla Rus knezliklerinin savaşları ve Kuman zaferine dair bir tasvir (Viktor Vasnetsov, 1880)

 

 

1094 yılında Kuman-Kıpçaklar ile Rus knezleri arasında barış yapıldı. Bu barışın en önemli maddesine göre Kuman-Kıpçak başbuğu Tugorkan’ın kızı ile Kiyef knezi evlenecekti.Bu suretle Karadeniz’in kuzeyinde bir süre barış sağlanacaktı. Fakat bu barış uzun sürmedi.Knez Vladimir Monomach’ın Kuman-Kıpçak elçilerini haince öldürmesi üzerine, tekrar Kuman-Kıpçak orduları Rus topraklarına girdi. Hatta başbuğ Benek (Bonyak) bir Pazara kşamı ani olarak Kiyef’e kadar yaklaşıp Knez’in köşkünü yakmıştı.

Diğer başbuğ Tugor han ise Pereslavl şehrine hücum etti. Fakat şehre yardım için gelen Rus knezleri Tugor Han’ı yenerek öldürdüler. Bu arada damadı (Svyatopolk), TugorHan’ı na’şını Kiyef’e götürerek merasimle gömdü. Kuman-Kıpçaklar derhal bu yenilginin acısını ani bir baskınla aldılar. Başbuğ Küre, Kiyef şehrine kadar geldi. O zamanki vekayinameyi yazan vak’anüvisin bulunduğu manastıra kadar giren Küre, kıymetli olan bütün eşyaları götürdü.

Haçlı seferleri çağında Kumanlar

 

 

Daha sonraki yıllarda Kiyef ve Çernigov Knezlerinin Kuman başbuğlarının kızı ile evlendiğini görmekteyiz. Bundan sonra kısa bir müddet barış dönemi yaşandı. Volınya knezi David İgoroviç, Kuman-Kıpçaklarla ittifak yaparak 1099’da Macarlara karşı sefere çıktı.Macarlar, ağır bir zayiata uğratıldı. Arkasından Ruslar ile Kuman-Kıpçaklar arasında “Sakov”barışı yapıldı. Fakat bu barış da kısa sürdü ve Kiyef knezi Svyatopolk 1103’te Kuman-Kıpçakları Suteni nehri kıyısında ani bir baskınla yendi. Bu mağlubiyetin de acısını unutmayan Kumanlar, arka arkaya üç yıl Rus topraklarına akın yaptılar ve pek çok ganimet aldılar.

1110’lu yıllarda kabiliyetli başbuğlarını14 birer birer kaybeden Kumanlar, artık zayıflamaya başlamıştı. Şaru Han’ın yerine geçen oğlu Otrok (=Atrak) kızını Gürcü Kralı II.David’e verdi. Bu sırada Rus knezi Vladimir Monomach, Kuman-Kıpçak topraklarına taarruza başlamıştı. Başbuğ Otrok, bu baskıya dayanamayarak 1118 yılında damadı II.David’in yanına gitti. Bu sırada Kafkaslarda birleşen Kuman-Kıpçak orduları, Anadolu Selçuklularını Kafkaslara doğru ilerlemesini durdurdu. Daha sonra bu ordular Şirvan, İran,Ermenistan’a başarılı seferler düzenlediler.

1150’yi takip eden yıllarda Dnyeper bölgesindeki Kumanlar tekrar kuvvetlendi ve Rus arazisini akınlara başladı. Hatta 1154’deki akında Çernigov knezini esir aldılar ve büyük hediyeler, fidye karşılığında tekrar serbest bıraktılar. Bu akınlarda Peryeslav Çernigov ve Novgorod-seversk knezlikleri büyük zarar gördüğü için ahalisi kuzeye Suzdal bölgesine göçetti.

1170 yılında Kumanların başında Konçak ve Kobyak (Köpek-Kebek) adlı başbuğları vardı. Bu başbuğların idaresinde Kuman-Kıpçaklar, Peresyeslav knezliğine akınlar yaptılar(1177-1179). Fakat 1184’de Knez Svyatoslav idaresindeki Rus ordularına mağlup olup 7.000esir verdiler. Kuman-Kıpçaklar, bu mağlubiyete de karşılık vermekte gecikmediler. 1185 baharında Novgorod-Seversk knezi İgor kumandasındaki birleşik Rus ordusunu aşağı Donnehrine bağlı Kayalı ırmağı kıyısında kuşatarak imha ettiler. Başbuğ Konçek (Konçak)’inidare ettiği bu savaşta prens İgor dahil Rus ordusundaki knezleri hepsi yakalandı. Fakat Prensİgor, sonradan kaçmayı başardı. Rus milli destanı olup “Slovo o polku İgoreve”nin konusu bu 1185 muharebesidir. Bu İgor destanında seferin ayrıntıları, kahramanlık, üzüntü ve İgor’un karısının feryatları kısaca anlatılmıştır. Bu destanda bizim için önemli olan taraf, din,madencilik, savaş tekniği, donatım ve benzeri yönlerden Ruslar üzerindeki Türk tesirini göstermesidir.

13. yy.dan itibaren Doğu Avrupa’da artık siyasi Kuman-Kıpçak üstünlüğü söz konusu değildi. Karadeniz’in kuzeyindeki Kuman-Kıpçakların çoğu çevredeki şehirlere yerleşerek ticarete başladı. Doğudakiler ise Kıpçak, Kanglı, Yimek, Uran v.b. adlar altına yaşarken Harezmşahlar devleti ile temas kurdular. Daha sonra münasebetlerini geliştirerek Harezmşah ordusunda vazife aldılar.

Moğol istilası zamanında Harezmşah ordusunun tamamını teşkil eden Kuman-Kıpçakların kendi ülkeleri, yani Deşt-i Kıpçak’ta Moğol istilasından kurtulamadı. 1220 yılındaki bu Moğol istilasından sonra 1226 yılında Kırım’daki Suğdak limanını Anadolu Selçukluları ele geçirdi. Bu nedenle Kuman-Kıpçaklar büyük iktisadi sıkıntıya düştüler. Yine aynı sırada doğudan Moğol felaketi geliyordu. Cebe ile Subatai komutasındaki Moğol ordusuna Ruslarla birleştikleri halde yenildiler. Arkasından Cengiz’in torunu Batu, İtil Bulgar’ı üzerine yürüdükten sonra Deşt-i Kıpçak içlerine kadar ilerledi. Daha sonra Don-Donetz nehirleri arasında yapılan savaşta Kuman-Kıpçak Başbuğu Körten’i yendi. Bu yenilgiden sonra Başbuğ Körten Macaristan’a iltica ederken ahalinin bir kısmı İtil Bulgarlar’ının yanına göç etti. Bundan sonra Bulgar ülkesinde Kıpçak Türkçesi Bulgar lehçesinin yerini aldı (1239). 1256’da bu bölgede Altınorda devleti kurulunca da Deşt-i Kıpçak tabiri uzun bir müddet kullanıldı.

Kuman-Kıpçaklar 13 yy.dan itibaren, gittikçe daralan maddi imkanları ve dağınık olmaları hasebiyle iyice kuvvetten düştüler. Arkasından kıtlıklar ve hayvan hastalıklarının üstüste gelmesi Kuman-Kıpçaklar’ın gürbüz çocuklarını para karşılığında daha zengin ülkelere göndermelerine yol açtı. Kuman-Kıpçaklar’ın çocuklarını gönderdiği ülkelerden birisi de Mısır’daki Eyyübi devleti idi. Birçok Kıpçak delikanlısı Mısır’a giderek Eyyubi devletinin hizmetine girdi. 1250’de İzzeddin Ay-Beg’in Mısır’da Sultan ilan edilmesiyle devlet yönetimi Kuman-Kıpçaklar’ın eline geçti. Bundan sonra Sultan Kotuz, daha sonra Beybars başa geçti.Sultan Beybars kudretli bir asker olmakla birlikte, aynı zamanda iyi bir devlet adamı idi.Moğollar’ı Suriye’den uzaklaştırmak gibi önemli işler yaptı. Yerine geçen oğlu Sultan Kalavun’da Kıpçak idi.

Memlûk ordusuna mensup askerler

1279-1290 yılları arasında hüküm süren Sultan Kalavun’da Ermeni, Frank ve Moğol birleşik ordularını yenerek zamanının en büyük İslam hükümdarı oldu. 1382 yılına kadar, bu devlet Türk devleti (Ed-Devlet-üt Türkiye veya Devlet’ül Etrak) diye anıldı. Çoğunluğu Arapça konuşan yerli halkın dışında kalanlar için umumi dil Türkçe ve kültür Türk kültürü idi.

 

Hindistan Delhi Türk Sultanlığında 2. hükümdar sülalesinin kurucusu, Uluğ Han’da(Sultan Balaban) (1266-1286) Kıpçak büyüklerinden idi.

Kuman-Kıpçaklar, Karadeniz’in kuzeyinde Ruslar’ın güneye inmesini önlemekten başka, Dağıstan havalisini, Terek boyunu v.b. bölgelerin kesin olarak Türkleşmesini sağlamıştır. Bugün Romanya’da yaşayan ve açık sarı saçları ve mavi gözleri ile diğer topluluklardan ayrılan “Çango”ların Kumanlar’dan geldiği ileri sürülmektedir. Bu arada 1223’te Kalka savaşında Moğollar’a yenilen Kuman-Kıpçaklar’ın başbuğu Borç Han’a bağlı kütleler, Kuzey doğu Romanya’da (Cumaia) Hristiyanlığı kabul edip, piskoposluk kurmuşlar,daha sonra Macaristan’a Tuna-Tissa arasına yerleşmişlerdir. Bundan dolayı bazı şehirler(15) onların hatıralarıdır. Ayrıca Macar dilinde mevcud Türkçe sözlerin orta tabakası Kuman-Kıpçakça’ya aittir.

Kuman-Kıpçaklar çok önceleri Avarlar’ın yaptığı gibi, Kuman-Kıpçaklar’da Slavlaşmış Bulgarlar üzerinde büyük tesirler yapmışlardır. Kuman-Kıpçaklar Bulgarlar’ın istiklal mücadelelerine katıldıktan sonra Romenler’in teşkilatlanmasında karışmışlardır. Hatta Çar Asen’in Kuman-Kıpçak olduğu da ileri sürülmüştür. Bu arada Romanya’da yaşayan Gagauzlar’ın Uzlar’ın devamı olduğu ileri sürülmekte fakat bir kısım araştırıcılar ise Bizans’a sığınan Keykaus’a bağlı Türkmen birlikleri olduklarını iddia etmektedir.

1330’lu yıllarda teşekkül eden Romen devletinin Kuman-Kıpçak unsuruna dayandığıve Tok-Temir oğlu Basar-aba tarafından kurulduğunu söylemek gerekir. Bu yüzden, bugünhala Romanya’nın kuzeyi Basarabya bölgesi olarak tanınmaktadır. Bundan başka Dobruca’dakurulan küçük bir devleti de Kuman-Kıpçaklar’a bağlamak gerekir. Bir yandan Bizans imparatoriçesi Anna’nın yardım istediği Başbuğ Balika’nın oğlu Dobrotiç(16) 1354 yılından itibaren, bu bölgenin hakimi olarak 1385’e kadar mühim rol oynamıştır. Dobrotiç’in oğlu İvanko zamanında bu devlet 1417 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Gotik Latin harfleri ile yazılan Türkçe metinlerin derlemesi olan Codex Cumanicus, Türk dili tarihi açısından da önemlidir.(Ayrıntılı bilgi için görsele tıklayınız.)

Orta Asya içlerinden Macaristan ovalarına kadar yayılmış olan Kuman-Kıpçaklar’ın dilleri de Türkçe içinde mühim bir yer tutar. Türk dilcilerine göre Orta Türkçe’yi Kuman-Kıpçaklar’ın konuştuğu dil oluşturur. Ayrıca Kuman-Kıpçakça’nın en mühim hatırası olan ve1303 yılında Kırım’da İtalyan tüccar ve misyonerleri tarafından yazılan Latince-Farsça-Kuman-Kıpçakça yazılan sözlük ve gramer kitabından bahsetmek gerekir. Bu sözlük 2500 Kumanca kelime ihtiva etmekte ve İncil’de tercümeler ile bazı Katolik ilahileri bulunmaktadır. Ayrıca, bu sözlükte Kıpçak dilinde bulunan şehir hayatına, inşaata, mimariye,şehir hayatındaki ev eşyalarına, çeşitli yemek adları, madenciliğe mektep ve yazı işlerine,musiki, san’at ve eğlencelere, devlet idaresine, elbiselere, mücevherata, ilaçlara, kokulu şeylere ve ticaret emtiasına ait terimlere rastlanmaktadır.(17)

 


Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

-Ders Notları-


DİPNOTLAR

1 Kıfşak, Khıfşah.

2 Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, s.158 v.d., L.Rasonyi, Tarihte Türklük, s. 136, İbrahimKafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 175.

3 L.Rasonyi, Tarihte Türklük, s. 137 vd., İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 175.

4 İBN Hurbadbih.

5 Mervezi, El-Biruni.

6 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 176.

7 Gülçin Çandarlıoğlu, Sarı Uygurlar ve Kansu Bölgesi Kabileleri, s. 17.

8 Gülçin Çandarlıoğlu, Sarı Uygurlar ve Kansu Bölgesi Kabileleri, s. 17, İbrahim Kafesoğlu, Türk MilliKültürü s. 176.

9 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 177.

10 Eski Çikler’in devamı.

11 A.N. Kurat, Kuzey Karadeniz’deki Türk Kavimleri, s.73.

12 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 177, A.N. Kurat, Kuzey Karadeniz’deki Türk Kavimleri, s.77.

13 Benek=bonyak, Tugorkan=Tugorhan, Sarıhan=Şaruhan ve Altınoba=Altınopa.

14 Tugor Han, Şaru Han, Boniak.

15 Kiskunsag, Nagy Kunsag-küçük ve büyük Kumanlar, Debrecen ve Kartsag şehirleri.

16 Dobruca buradan geliyor.

17 Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, s. 156, A.N. Kurat, Karadeniz’in Kuzeyindeki TürkKavimleri, s.67-102, İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü s. 175-184, L.Rasonyi, Tarihte Türklük, s. 136-156.

KAYNAKLAR:

Kuman-Kıpçaklar’a ait kaynaklar Peçenekler ile ilgili kaynakların aynısıdır.

BİBLİYOGRAFYA:

  1. Akdes Nimet Kurat, Karadeniz’in Kuzeyindeki Türk Kavimleri.
  2. A.Z.V. Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970.
  3. Y. Nabi, Balkanlar ve Türklük, İstanbul, 1936.
  4. L. Rasonyi, Tarihte Türklük.
  5. L. Rasonyi, “Tuna Havzasında Kumanlar”, Belleten, s.11-12, 1939.
  6. B. Kossanyi, “11. ve 12. asırlarda Kumanların Tarihine Dair”, Belleten, s. 29, 1944.
  7. İ.A., “Kıpçak” Maddesi.
  8. Gy. Nemeth, “Peçenek ve Kumanlar’ın Dili”, Belleten, s. 14-15, 1951.

 

 

Bir Yorum »

  • AHMET SÜLEYMANOGLU diyor ki:

    CODEX CUMANICUS´ta olan sözlerin bazilari Balkan Türklerince konusulmaktadir;cükündür,kösev-köse,karis,ekiz v.s.

Yorum Yazın!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also Comments Feed via RSS.

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

Şu etiketleri kullanabilirsiniz:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> 

> Gravatar.