Başyazı »

Yorum Yap |

Pekin’deki Yasak Şehir, tarih boyunca 24 Çin imparatorunun sarayı oldu. Fakat yüzyıllardır, Moğol imparatoru olan Kubilay Han’ın, 13. yüzyılda Pekin’deki sarayının yeri bir sır olarak kalmıştı. Yeni çalışmalar sırasında, Kubilay Han’ın kurduğu Yuan Hanedanlığı’nın sarayına ait …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Malazgird’de Buluşanlar

 

Tarih şöyle yazıyor:

Yüce Sultan Alp Arslan Cuma günü kendi hayatı gibi Türk ve İslâm tarihinde de dönüm noktası olan Malazgirt Meydan Muharebesi’ne girişti ve kuvvet azlığını giderecek mahirane bir taktik kullandı. Savaş esnasında Bizans’ın Balkanlar’dan getirdiği şamani Uz (Oğuz) ve Peçeneklerden hazırlanmış süvari kuvvetleri derhal ırktaşları olan Selçuklar tarafına geçtiler. Husule gelen sarsıntı üzerine, Bizanslıların zulümlerine uğrayan Ermeniler de kaçtılar. Tarihin bu büyük zaferi ile Alp Arslan, Türk, İslâm ve hatta dünya tarihinde neticeleri çok büyük olan bir dönüm noktasının kahramanı oldu.”

1

Yukarıdaki açıklamadan anlaşıldığına göre, binlerce km. uzakta yüz yıllar boyunca yekdiğerinden ayrı düşen kardeşlerin savaşlarında (veya savaş ertesinde) dramatik buluşmaları Türk Kavimleri tarihinde çok defa tekrarlanan kader birliğini yansıtır.

Atalarımız iyi ve kötü günlerde, doğup büyüdükleri topraklara sımsıkı bağlanacakları yerde niçin yeni bir yurt aramak üzere binlerce km. uzaklara göç etmeyi göze aldılar. Onları zorlayan sebepler nelerdi? Bunun cevabını Çin seddinden Macar ovasına kadar uzanan, kıta kadar büyük Bozkırların tarihinde aramak gerekir.2

Türkler uygun yerler buldukları ve şartlar yerleşmeye elverişli olduğu zaman, çok erken çağlardan itibaren hayvan besleme yanı sıra çiftçiliği de ileri götürmüşlerdir. Dilimizdeki söz haznesi buna açıkça tanıklık eder. Nomadlık bir gerilik olmayıp geniş bozkırlardaki iklim şartlarının zorladığı bir yaşayış tarzıdır. Eurasia bozkırlarında yaşayan diğer kavimler de aynı yaşayışı sürdürmüşlerdir. Birçok araştırıcı, Türklerin devlet kurma ve teşkilâtçılıktaki fıtrî kabiliyetlerini onların normal hayat sürmeleri ile ilgili görmektedirler. Türkler’in yerleştikleri yerlerde: İran’da, Hint’te, Anadolu’da, Doğu Avrupa’da. İç Asya’da büyük medeniyetler kurduklarına hâlen ayakta duran eserleri tanıklık etmektedir.

İç Asya’daki ana yurtlarından koparak yeni bir yurt aramaya çıkan Türk kavimleri için başlıca iki yol açıktır:

1- Karadeniz kuzeyinden Tuna boylarına kadar uzanan bozkırlar.

2- Hazar denizi doğusunda bugünkü Türkmenistan ve Horasan’dan geçen yol (Hazar’ın batısı, Kafkaslar’daki dar geçitler yüzünden büyük göçler için daha az elverişlidir).

Selçuklar İran yolu ile doğudan gelmişlerdi. Peçenek ve Uzlar ise Karadeniz bozkırlarında, Balkanlar’da birçok sergüzeştler geçirerek, güçlerini tükettikten sonra, esas hedefleri olan Avrupa’da yurt kurma imkânını da yitirdiler. Bir kısmı Karpatlar’ı geçerek Macarlara katıldı, diğer kısmı Bizans’ın entrika ağlarına düşerek, köhne imparatorluğu koruyan ücretli askerler derekesine düştü. Bizans dağınık Türk oymaklarını doğudan, güneyden gelebilecek taarruzlara karşı, ilk darbeyi yiyecek tampon olarak serhatlere yerleştirdi.

Bizans bu taktiğinin yeterli olmadığını çok acı bir şekilde Malazgirt’te anladı. Peçeneklerden büyük kitlelerin vaftiz edilerek Hıristiyanlaştırılmalarına, başbuğlarına rütbeler dağıtılmasına rağmen onlar eski geleneklerini yitirmemişler ve ana dillerini henüz unutmamışlardı.

Peçenekler aslında Selçuklar gibi Oğuz topluluğuna mensup 24 boydan birini teşkil ediyordu. Ancak bu boya mensup büyük bir çoğunluk daha İç Asya’da iken kardeşlerinden ayrılarak batı yolunu tutmuşlardı. Bu ayrılıştan itibaren onların özel tarihleri başlıyordu. Maceralarla dolu bir tarihçeden önce onların tarih sahnesine çıkışları üzerinde kısaca duralım:

Çin ve İran kaynaklarına göre M.Ö. 350’den önce de Gobi çölü çevresinde yaşayan ve Çinlilerin telâffuzuna göre, Hung-hu (Hun) adlı bir kavim vardı. Çoğunluğu Türk ırkından olan ve (Z) li lehçe ile konuşan bu kavim M.Ö. 43 ve 36’da Doğu Kang-Kü (Sir Derya) ile İli nehri arasında­ki güney Kazakistan) ülkesinde kısa ömürlü devletler kurdular. M.S. 91’de İç Asya’da çıkan kargaşalıklar yüzünden Hunlar Kazak Bozkırına çekilmeye mecbur oldular. Bu Hunlar M.S. 370 de Avrupa’ya akın eden Hunların atalarıdır.3

Hunlar Kazak Bozkırı’ndaki yurtlarından ikinci defa, M.S. 350’de yine Türk ırkından Uar-Hun (Avar) oymaklar birliği taarruzu yüzünden Batı’ya göç ettiler. Asya Avarları Hunları takip etmeyerek Kazak Bozkırı‘ndan güneye yönelmişler ve Sir Derya, Amu Derya’yı geçerek SOGDİA ve Kuzey Doğu Afganistan’ı (O çağdaki Toharistan’ı) işgal etmişler ve Kidarita hâkimiyetine son vererek Afganistan’daki Heftal adlı sülâleye tabi olmuşlardır. Ancak Afganistan’a yerleşen Avarlar büyük kitlenin küçük bir cüz’üdür. Aynı vechile Avrupa göçüne katılmayan Hunlar da İç Asya’da kalarak Çinlilerin Juan-Juan (= Uar-Hun-Avar) adını verdikleri oymaklar birliğine katılmışlardır. Kazak bozkırlarından Hunlar Avrupa’ya, bir kısım Avarlar Afganistan kuzeyine çekildikten sonra bozkırın güneyi Çinlilerin Ting-Ling dedikleri oymaklar tarafından işgal edilmiştir. Onların bir kısmı daha önce de Kazak Bozkırı kuzeyinde İrtiş nehri çevresinde yaşamakta idiler. Esas Ting-Ling oymaklar birliği kuzey Moğolistan’da Hiung-nu’ların kuzey komşusu idi. Dar manada Türk tarihi bunlarla başlar Çin kaynakları Ting-Ling’lerin üç grubundan bahsederler:

1- Batı kolu, İrtiş nehri çevresinde (M.S. 350’de güneye yayılan Avrupa’ya göç eden Hunların yerlerini aldılar).

2- Kuzey kolu, Baykal gölü güneyi ve güney batısında geniş alanlara yayıldılar.

3- Güney kolu Gobi çölü ötesinde Sarı Nehir çevresi ve Çin’in kuzey sınırındaki (Çinlilerin yüksel arabalı dedikleri kavim).

M.S. IV. yüzyılda Çinliler Ting-Ling sözü yerine Tili veya Tie-lö (+Tereg = Türk) sözünü kullandılar. Tie-Lö oymaklar birliği ile Oğuz ve Ogur’lar tarih sahnesine girerler. Tie-Lö oymaklar birliği M.S. 555’de eskiden tabi oldukları Juan-Juanların (Avarların) hâkimiyetine son vererek M.S. 557’de Tekmil İç Asya ve Batı Türkistan’a Hâkim oldular. M.S. 567’de Volga’yı geçerek On-Ogurları ve Hazar denizi batı kıyısındaki Savir’leri de ken dillerine katarak Kazar Oymaklar birliğini kurdular. Türk devleti M.S. 581’de Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Esasen daha önce de doğu (kuzey) ve batı olmak üzere ikili devlet teşkilâtı vardı. Doğu oymakları başında Kagan (Hakan) Batı oymakları başında ise Yabgu-Kagan bulunurdu. Doğu Türkleri Gobi çölü çevresinde Batı Türkleri İli nehri vadisi ve Kafkasya arasında kalan sahalarda hüküm sürüyorlardı. Batı Devleti’ne Kazar ülkesi, Batı Türkistan ve Afganistan dahil idi.

M.S. 630’da Çinliler önce Doğu Türk Devleti’ni, iki yüz yıl sonra da Batı Devleti’ni hâkimiyetleri altına aldılar. 650’den sonra her iki devlet özgürlüklerini tekrar kazandılar. Doğu Türkleri 744’te Uygur devleti kuruluncaya kadar İç Asya’yı ellerinde bulundurdular. Batı Türk devleti 766’da yine Türk asıllı Karluklar tarafından sona erdirildi.

Oğuzlar ve Oğurlar

Yukarıda zikri geçen TİE-LÖ oymaklar birliğine dahil Oğuzların bazı kolları, Altay’dan Baykal gölüne ve Mançurya’ya ve Orhon Türk Devleti kuzeyine de yerleşmişlerdi. M.S. 600’de Tie-lö orta kolu Karadeniz bozkırlarında Bizans’a komşu oldular. Doğu Tie-lö de en nüfuzlu iki oymaktan biri Tokuz Ogurlar, diğeri yine dokuz oymaktan kurulu Uygurlar idi. Batıda ise Ogur’lar vardı. Bu suretle Oğuz’lar çok eskiden ve çok geniş sahalara yayılan doğu kolunu; Oğurlar ise batı kolunu teşkil ediyordu.4

Oğur’lardan bazı oymaklar 463’te Avrupa’ya ulaştılar. Onoğur’lar Volga nehri orta mecrasının doğu kısmını işgal ediyorlardı. Peçenek’ler onları yurtlarından çıkardılar5. Macarlar da bu sırada Fin Uğur’ların Uğur kolundan ayrılarak Onoğur Türklerine katılmışlardır.

1071 Malazgirt Savaşı olduğu sırada Romanya, Macaristan, Balkanlar’a yayılan, eskiden çok kudretli bir kavmin dağınık ve yabancılar hizmetine giden toplulukları vardır. Malazgirt’te Peçenek ve Uzların (Oğuzların) Bizans ordusunu terk ederek kardeşlerine katılmaları millî şuurun bir aralık parlayan son kıvılcımdır.Oğuzlar toplu olarak İç Asya’dan güneye yayılırken bir zümre XI-XII. yüzyıllarda UZ adı altında Macaristan ve Balkanlar’da da görüneceklerdir. Peçenek ve Uz’ların doğu Avrupa’daki hareketleri Bizans’ı ve Batı dünyasını yakından ilgilendirdiği için bu tarihten itibaren Bizans, Rus ve Macar kaynaklarında onlara dair haberler yoğunlaşmaktadır. Peçenekler ilk defa 915’te Rus sahasına girdiler. Bulgar devleti çözülmeye yüz tutunca Aşağı Tuna çevresini de istilâ ettiler. X. yüzyıl süresince ve XI. yüzyıl sonunda Peçenek kavmi KİEV ve diğer Rus prenslikleri ile kanlı savaşa giriştiler. X. yüzyılda arkalarından gelen yeni kavimlerin taarruzları ve savaşlar yüzünden güçleri tükendi. Don nehri ve Aşağı Tuna arasında kurdukları devlet sükut etti. 1036’da bütün oymaklar birleşerek Kiev’e karşı nevmidâne bir saldırıda bulundular. Rahmetli Türkolog Hüseyin Namık (Orkun) Peçenekler adlı eserinde bu kavmin Ruslarla mücadelelerini tafsilâtı ile anlatır.6

Peçenekler’in arkalarından yetişen, Rus kaynaklarının “TORK” diye adlandırdıkları Uzlar (Oğuz) 1055’te Dynper nehri çizgisine ulaşırlar. Bizans’ta şimdiye kadar adı geçmeyen “Uzoi = Uzlar” adlı bu kavim imparatorluk topraklarına saldırır. (Önce Kunlar olduğu sanılan bu kavmin Oğuzlardan olduğu Maquart-Ermeni tarihçisi Urfalı Matteos Kronikasına dayanarak tashih etmiştir.7 Uzlar da Peçenekler gibi 1060’ta Balkanlar’ın doğusuna girdiler ancak Peçeneklere karşı koyamadıkları için Seret nehrine çekildiler. Bizans kaynakları Uz (Guz = Oğuz) ordularının ilk defa 1065’te Aşağı Tuna’yı geçtiklerini bildirmektedirler.8 Uzlar (=Torklar) Aşağı Tuna’ya vardıkları zaman Peçenek oymakları çoğunluğunun güney hattı arkasına ulaşmışlardı. Bizans hükümdarları XI. yüzyıl ortalarında Peçenek oymakları arasında çıkan iç tefrika ve parti kavgalarından faydalanarak onları kitle halinde Balkanlar’ın sathı maillerine ve Tuna güney kıyılarına iskân ettiler. Bu iskânlar bilhassa savunma hedefini güdüyordu. Bizanslılar bir akıncı kavim gücünü, diğerine karşı kullanarak devletin sınırlarını yeni düşmanlardan korumayı denediler. Fakat bu pek işe yaramadı. Zira ne bunlar ve ne de sonradan içeri alınan kavimler fazla sadakat göstermediler. Peçenekler yeni muhitlerinde, eskiden alıştıkları hayat tarzından vazgeçmediler.

peceneklerPeçeneklerin Bizans Devleti’ne toplu iskânı Uzların (Torkların) güneye doğru yollarını serbest bıraktı. 1065’te Bulgar mukavemetini kırarak Aşağı Tuna’yı geçtiler. Konstantin Dukas onlarla açık mücadeleyi göze alamadı. Sonra Uzlar kış ve hastalıklar, Peçenek ve Bulgarlar’ın saldırıları yüzünden Rus bozkırlarına doğru geri çekildiler. Bulgaristan’da oturan Peçenekler 1050’de Macar kralı Salamon’un başka taraflarda harp ile meşgul olduğunu haber alınca, birkaç defa Macaristan’a da akınlar yapmışlardır. 1072’de Nandor Fehervar’dan geçerek Macaristan’a girmişlerdir. Buna karşı Macar kralı Salamon Bulgaristan’a bir ordu göndermiş, İmparator Niketas Peçenek kumandanı Kozar ile anlaşarak mukavemet göstermiş ise de Kozar güçhal birkaç maiyetiyle canını kurtarmış, tutsak edilen Peçenekler de Şopron iline diğer peçenekler yanına sınır bekçisi olarak iskân edilmişlerdir. Peçenekler Macaristan’a daha önce bugünkü Romanya topraklarından İslâv ırkından olan Tot’lara akın etmekte idiler. Daha sonra bunlar Macarlar’a tabi olarak Almanlara karşı sınır muhafızı sıfatıyla Fertö havalisine yerleştirilmişlerdir. Macaristan’da bugün Beşenyö adı ile anılan bu Macarlaşan kavim Türk asıllı Peçenekler’in ahfadıdır. Macaristan’da ve çevresinde pek çok yer adı Peçenek adını taşır. Peçenek ve Uzların (Oğuzlar’ın) içinden, önce Rus bozkırlarında, Balkanlar’da ve Macaristan’da Komanlar gözüktüler ve sonra bunlar Romenler‘e, Macarlar’a taze kan katarak temessül ettiler. Peçenekler’in Balkanlar’da bundan sonraki rolleri Bizanslılar’la sürekli ve gayesiz bir mücadeleden ibarettir. Bizans’ın entrikaları ve yenilgiler yüzünden Peçenek mukavemeti çökecektir. 1071 Malazgirt Savaşı olduğu sırada Romanya, Macaristan, Balkanlar’a yayılan, eskiden çok kudretli bir kavmin dağınık ve yabancılar hizmetine giden toplulukları vardır. Malazgirt’te Peçenek ve Uzların (Oğuzların) Bizans ordusunu terk ederek kardeşlerine katılmaları millî şuurun bir aralık parlayan son kıvılcımdır.

Kısa Kronoloji

M.S. 370-470 Hunlar’ın Avrupa’daki rolleri. 453 Atilla’nın ölümü.

463 Peçenekler Volga nehri orta mecrasında Onoğurların terk ettikleri yerde.

552-630 Doğuda ilk Türk Devleti.

557 Avarların Kafkasya’ya ulaşması

561 Avarlar Aşağı Tuna çevresinde, 567-953 Kazar (Batı Türk) devleti.

886 Oğuzlarla Kazarlar birleşerek Peçenekleri batıya göçe zorlarlar.

915 Peçenekler Rus topraklarına girerler (İgor ile barış) Tuna’ya yaklaşırlar.

968 Peçenekler Kiev’i kuşatırlar.

970 Bulgaristan yüzünden Rus Prensi Svatoslav ile Bizans arasındaki mücadeleye, Bizans’a karşı, Bulgar Peçenek ve Macarlar da karışır.

972 Peçenek Başbuğu Kuran-Svatoslav’ı yener, kafatasını içki kabı yapar.

978 Rus Prensi Yarapolk Peçenekler’i yenilgiye uğratır.

979 Peçenek Başbuğu İlbey, Yaropolk ordusun da hizmet görür.

980 Hıristiyan olan Vladimir Peçenekler’le savaşır.

995 Peçenekler Rus şehri Bielgorod’u kuşatırlar.

997 Prag Piskopusu Adalbert Peçenekler’i Hıristiyan yapmak isterken öldürülür.

1004 Peçeneklerin Vlademir’e tabi Bielgorod’u kuşatması ve Başbuğ Temir’in öldürülüşü.

1010 Rus Prensi Yaroslov Peçenekler’e sığınır.

1032 Peçenekler Tuna’yı geçerler, Mysia’yı talan ederek geri dönerler.

1033 YAROSLAV Kiev’e saldıran Peçenekleri püskürtür.

1034 Peçenekler Myzia ve Thessalya’yı talan ederler. Kışın nehirleri buz üzerinden geçerek Trakya ve Makedonya’ya girerler.

1036 Üç defa Bizans topraklarına akın ederler. Kiev’e nevmidane saldırırlar.

1049 Peçenek hükümdarı Turak ile Kagan adlı kumandan mücadelesi. Kagan 20.000 kişi ile Bizans’a sığınır. Hıristiyan olur. Daha sonra yeniden Turak, esir olduğu Bizans’ta hıristiyan olur. İmparator Peçeneklerden doğudan gelen Selçuk tehlikesine karşı koymak üzere onlardan süvari birlikleri kurar.

1055 Uzlar (Oğuzlar) Dnyeper’e ulaşırlar.

1060 Uzlar Balkanlar’a akın ederler.

1065 Uzlar Aşağı Tuna’yı geçerler. Bizans, Peçenek ve Bulgar ittifakı Uzları yener.

1070 Peçenekler Başbuğları Tatos idaresinde, isyan eden Tuna valisi Nestor’la Bizans’a kadar inerler.

1072 Bir Peçenek kolu Macaristan’a girer.

1078 Peçenekler Edirne’yi kuşatırlar ve Bizans’ın iç entrikalarına karışırlar. Bizans Uzların ittifakını sağlar. İşe arkadan gelen Komanlar (Kurlar) da karışır. Bizans ve Koman orduları Peçenekleri yener. Tutsak Peçenekler Muğla’ya yerleştirilir. Trakya’ya yerleştirilenler de çoktur.

1197 Peçenekler hakkında Bizans’taki en son haberlere göre, Alexios zamanında Peçenekler içinde büyük rütbeler alan, Hıristiyan kumandanlar ve valiler vardır.

1 Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti mefkûresi tarihi, Cilt 1, İstanbul 1969, s. 162.
2 Czegledyi Kâroly, Nomad nepek Vandorlasai = Nomad Kavimlerin göçleri. Budapest 1969, Akademi Yayınevi
3 Czegledyi Kâroly, a.g.e., s. 155.
4 Czegledyi Kâroly, a.g.e., s. 145-146
5 Şimal Türk’ü veya Tatar diye anılan Kazan çevresi Türklerinin kanında Onogur, Peçenek ve Kuman kanı vardır. Lehçelerinde (Z) li türkçe galiptir, ve arkaik unsurlar saklıdır. Onlara Tatar adı Mool hâkimiyeti sırasında batılılarca teşmil edilmiştir. Divanü Lûgati’t-Türk’de Tatar: Türklerden bir taife sözü ile açıklanmıştır. (H.Z.K.)
6 Hüseyin Namık, Peçenekler 1933. Remzi kitaphanesi 76 sah. I – XII, Levha resim.
7 J. Marquart, Osteuropâische und Ostasiatische Streifzüge, Leipzig 1903. s. 337-341.
8 Kossanyi Bela, XI-XII asırlarda Uzlar ve Komanların tarihine dair. (Türkçeye çeviren: Hamit Koşay) Belleten sayı 29, 1944, s. 123.

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Mecmuası, Cilt: 17, 1972

Hamit Z. Koşay

İndir

Benzer başlıklar

TSK Mehmetçik Vakfı

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar