Başyazı »

Yorum Yap |

PaylaşFacebook1TwitterGoogle+1sharesAtın evcilleştirilmesi, Hunların ve Moğolların batıya doğru giderek artan ve beraberinde Hepatit B ve vebayı getiren bir hücumla batılı Hint-Avrupalı çiftçilerin yerini almasını sağlayarak Avrasya’nın çehresini değiştirdi.
Science ve Nature dergilerinde yayımlanan üç araştırmada, uzmanların MÖ 2.500 ila MS …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Oğuz Kagan Destanının En Eski Bölümleri

oguz-kagan-destaninin-en-eski-bolumleri

Paylaş

Arabanın icadı:

Göktürklerin türeyişleri ile ilgili efsanelerde, ateş gibi insanliga faydali olan şeyleri icad eden atalardan, söz açılıyor ve bunlara büyük bir önem veriliyordu. Zaten ateş, tuz, araba v.s. gibi, insanligin gelişmesine yardim etmiş unsurlarla aletlerin icadlari, bütün dünya mitolojilerinde, en eski ve öz kalintilar olarak kabul edilmislerdir. Türklerin Kangli boyu, tarih boyunca büyük bir söhret yapmis ve Türk kavimleri arasinda, önemli bir yer tutmustu. Ilk bakista Kangli sözü, bir nevi bizim kagni, yani “kagni arabasi” deyimini andiriyordu. Bütün mitolojilerde oldugu gibi, Türk Mitolojisinde de, sözlerin dis görünüslerine göre, bazi benzestirmeler yapilmistir. Bu sebeple Oguz Kagan destaninda, kagni arabasinin icadindan söz açilirken, Kangli boyu ile bir ilgi kurulmustu. Uygur Türkçesi ile yazilan Oguz destaninda, Kagni’nin icad edilisi, söyle anlatiliyordu:

Çürced Kagan’i aldi, halkiyla ulusunu,
Yoketmek için geldi, Oguz-Han ulusunu.
Basgeldi Oguz-Kagan, basdi Çürced Hani’ni,
Ok ile kiliç ile, döktü düsman kanini.
Oguz öldürdü onu, kesti hemen basini,
Böldü ganimetleri, tabi kildi halkini.
Oguz’un askerleri, beyleri bütün halki,
Düsmanda ne bulursa, toplayip hep tüm aldi.
Atlar ile öküzler, katirlar az gelmisti.
Yigilmis yükler ise, ta daglari geçmisti.
Oguz’un bir eri vardi, akilli tecrübeli,
Barmakligi-Çosun-Billig, yatkindi ise eli.
Bir kagni arabasi, yapip koydu içine,
Oguz’un bu ustasi, devam etti isine.
Kagniyi çekmek için, canli öne kosuldu,
Cansiz alintilar da, üzerine konuldu.
Oguz’un beyleriyle, halki sastilar buna,
Onlar da kagni yapti, özenmislerdi ona.
Kagnilar yürür iken, derlerdi: “Kanga! Kanga!”
Bunun için de dendi, artik bu halka “Kanga”.
Oguz bunu görünce, güldü kahkaha ile,
Dedi: “- Cansizi çeksin, canlilar Kanga ile!”
“Adiniz Kangalug olsun, belgeniz de araba!”
Birakti onlari da, gitti baska tarafa.

Oguz-Kagan, Mançurya Bölgesindeki kavimlere akin yaptiginda, çok mal elde etmis; fakat bunlari, atlarla tasiyamamisti. Bunun üzerine, Oguz-Kagan’in akilli beylerinden birisi, bir araba yaparak, mallarin hepsini arabalara doldurmus ve Oguz-Kagan’in yurduna kadar tasimisti. Oguz-Kagan, böyle yeni bir icadi görünce, çok sevinmis ve bu beyinin soyundan gelen boylara da “Kangali” yani “Kagnili” adini vermisti. TabiÅ’ olarak bu, nihayet bir efsane ile sözlerin benzestirilmesinden baska bir sey degildi. Türkler çok eski çaglarda, tekerlek ile arabayi icad ederek kullanmislardi. Çok eski çaglarda herhalde, “Kangli” kavim adi da vardi. Fakat kendileri, henüz daha ortada yok idiler. Çünkü Türk boylari, zaman zaman çogaldikça bölünüyorlar ve eski adlar alarak, yeniden ortaya çikiyorlardi. M.S.V. yüzyilda, Ortaasya tarihinde önemli bir rol oynayan bazi Türk kavimlerine Çinliler, “Yüksek arabali kavimler” adini veriyorlardi. Çinlilerin bunlara, Yüksek arabali” demelerinin sebebi, herhalde onlarin arabalarinin yüksek, yani tekerleklerinin büyük olmasindan ileri geliyordu. Çin tarihleri, kendilerine benzeyen kavimlerden ve esyalardan söz açmazlardi. Öyle anlasiliyor ki, Türklerin bu arabalari, Çin’de kullanilan arabalara nazaran, çok daha büyük ve yüksek idiler. “Büyük tekerlekli arabalar birçok bakimlardan faydali ve elverisli idiler”. Çamurlu bölgelerde ve engebeli arazilerde, büyük tekerlekli arabalari kullanmak, daha kolay oluyordu. Eski Türkler çadirlarini yalnizca yere kurmaz, ayni zamanda arabalar üzerine de oturturlardi. Bu arabalar, akinlarda da ordularin pesinden ayrilmazlardi. Oguz-Kagan destaninda da görüldügü gibi, harbe giden Türk ordularinin arkasindan, aileleri tasiyan arabalar ve kervanlar da yürürlerdi. Oguz-Kagan destanina göre böyle ordu düzenleri, yalnizca çok eski çaglarda görülüyordu. Bununla beraber, daha sonraki çaglarda, mesela Göktürk ve hatta Cengiz-Han akinlarinda bile hatunlar, Hakanlar ile beylerin arkalarindan gelirlerdi.

“Türkler ilk geminin yapilisi”:

Oguz-Han’in bir beyi, Itil, yani Volga nehrini geçerken kendisine bir kayik yapmisti. Bu kayik veya gemi sayesinde, Oguz-Han’in ordulari nehrin karsi kiyisina geçerek, düsmani mağlup etmislerdi. Kayigi icad etme motifi de, her halde Türk mitolojisinin, en eski kalinitilarindan biri olsa gerektir. Eski Türkler, denizci bir millet degillerdi. Bununla beraber kendi ülkelerinde de, birçok genis nehirler ile göller bulunuyordu. Uygur türkçesi ile yazilmis Oguz Kagan destani, Türklerin gemi veya sali icad etmelerini söyle anlatiyordu:

Idil adli bu irmak, çok çok büyük bir suydu,
Oguz bakti bir suya, bir de beylere sordu: “-
Bu Idil sularini, nasil geçecegiz, biz?”
Orduda bir bey vardi, Oguz Han’a çöktü diz.
Ulug-Ordu-Beg derler, çok akilli bir erdi,
Bu yönde Oguz Han’a yerince akil verdi.
Bakti ki yerde bu beg, çok agaç var çok da dal,
Kesti biçti dallari, kendine yapti bir Sal.
Agaç sala yatarak, geçti Idil nehrini,
Çok sevindi Oguz-Han, buyurdu su emrini:
“- Kaliver sen burada, halkina oluver bey!
“Ben dedim öyle olsun, densin sana Kipçak-Beg!”

TabiÅ’ olarak diger Oguz destanlarinda, Kipçak-Beg’in dogusu ve bey olusu daha baska türlü anlatilmaktadir.

“Dünyamiza soguk rüzgarlar gönderen ‘Buz-Dagi’ motifi, Oguz destaninda da görülüyordu”:

Karluk Türklerinin meydana gelisleri ile ilgili bölüm de, bazi önemli meselelerle karsilasiyoruz. Uygur türkçesi ile yazilmis Oguz destaninda, Karluk Türklerinin ortaya çikislari söyle anlatiliyordu:

Oguz-Kagan bakti ki, erkek kurt önler gider,
Ordunun öncüleri, Gökkurt’u gözler gider,
Görünce Oguz bunu, ne çok sevinmis idi,
Alaca aygirini, çabucak binmis idi.
Apalaca aygiri, Oguz severdi özden,
Ama at daga kaçti, kaybolup gitti gözden,
Bu dag buzlarla kapli, çok büyük bir dag idi,
Sogugun siddetinden, basi da ap ag idi.
Çok cesur çok alp bir bey, ordu içinde vardi,
Ne Tanri ne Seytandan, korku içinde vardi.
Ne yorgunluk ne soguk, erismez idi ona,
Bu bey daglara girdi, dokuz gün erdi sona.
Aygiri yakaladi, memnun etti Oguz’u,
Atamadi üstünden, daglardaki sogugu.
Olmustu kardan adam, kar ile sarilmisti,
Oguz onu görünce, gülerek katilmisti.
Dedi: “Bas ol beylere, artik sende burda kal!
“Sana Karluk diyeyim, ölümsüz adini al!
Çok mücevher, çok altin, hediye etti ona,
Bir bey yapti Karluk’u, devam etti yoluna.

Eski Türk Kaganlarinin atlari, büyük bir önem tasirlardi. Türk tarihinde, 60 veya 100 kilometre kosan, Mete’nin ati gibi efsanelemis birçok atlara da rastliyoruz. Elbette ki Oguz-Kagan, kaçak atini orada birakip gidemezdi. Ama, o nasil bir atti ki, buzlarla örtülü büyük bir dag içine kaçmis ve pesindekileri de günlerce ugrastirmisti. Onu yakalayip getiren insanlar bile, bastan asagiya kadar kardan bir adama dönmüslerdi. Oguz-Kagan destanlarinda bu daga, “Muz-Tak”, yani “Buz-Dagi” adi veriliyordu. Ati dagda bulup getiren bey de, kardan bir adam sekline girdigi için, Oguz Kagan tarafindan “Karluk yani Karlik” adi ile adlandirilmisti. Sonraki güçlü ve söhretli Karluk kabileleri, bu adamin soyundan geleceklerdi. Eski Altay efsanelerine bir göz attigimiz zaman da, böyle Buz daglarini Türk Mitolojisi içinde görebiliyoruz. Altay Türklerine göre, Kuzeyden esen soguk ve buzlu rüzgarlarinin geldikleri bir dag vardi. Altay Türkleri, soguk kuzey rüzgarlarinin, “Muz-Tak”adli buzlarla kapli bir “Buz-Dagi” ndan geldigine inaniyorlardi. Bu Buz Dagi dünyanin kuzeyini bastan basa kaplamisti. Buz daginin üzerinde de, yine “Buz” adi ile adlandirilan, büyük devler yasiyorlardi. Ilk bakista, Altay efsanelerindeki Buz Dagi motifleri, Himalaya daglari ile kar adamlari efsaneleri hatirlatir gibi idiler. Ama Türk Mitolojisindeki Buz Daglari herhalde yerli olarak, Türklerin zihinlerinden dogmus ve nihayet insan düsüncesinin, bir geregi gibi olusmus ve gelismis olmaliydilar. Bunlari söylemekle, Oguz-Kagan destanindaki, “Buz-Dag” in Altay efsanelerindeki Buz-Dagi ile ayni oldugunu ifade etmek istemiyoruz. Gerçi daha sonraki “Boz-Ok” Oguzlarinin yurtlarinda da, “Buz-Dag” adini tasiyan bazi daglar vardi. Ama mitoloji incelemeleri yapan bir kimsenin, diger efsaneleri de gözönünde tutarak, karsilastirmalar yapmasi, zorunlu görünmelidir. Eski Oguz yurdunda da Buz-Daglari olabilirdi. Fakat bu daglar, ne de olsa insanlarin zihinlerinde, efsanelesmis ve gerçek mahiyetlerini kaybetmişlerdi.

Prof.Dr. Bahaeddin ÖGEL

Türk Mitolojisi-I


Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar