Başyazı »

Yorum Yap |

PaylaşFacebook1TwitterGoogle+1sharesAtın evcilleştirilmesi, Hunların ve Moğolların batıya doğru giderek artan ve beraberinde Hepatit B ve vebayı getiren bir hücumla batılı Hint-Avrupalı çiftçilerin yerini almasını sağlayarak Avrasya’nın çehresini değiştirdi.
Science ve Nature dergilerinde yayımlanan üç araştırmada, uzmanların MÖ 2.500 ila MS …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Osmanlı Öncesi Balkanlarda Türkler

balkan-turkleri

Paylaş

Makedonya bölgesi tarih boyunca birçok kavmin göç sahası içerisinde yer almıştır. Bu kavimler arasında Thraklar (Trak), İlirler, Brigidler, Edonlar, Payonlar, Pelagonyalılar,  Dorlar,  Vandallar,  Vikingler,  Gotlar,  Romalılar,  Slavlar  ve nihayetinde IV. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’ın tümüne yayılarak güneye kadar inen Türkler bulunmaktadır. Bahsi geçen Türk gruplarını Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Kumanlar (Kıpçak) ve Peçenekler oluşturmakta idi. Bu gruplar içinden Atilla komutasında, 447 tarihinde İstanbul surları önlerine kadar gelen Hun Türklerin özellikle Bizans tarihinde de yer almıştır.   Attila beraberindeki Türklerle Bizans’ın Balkan topraklarına saldırmış ve Makedonya ve güneyde Mora yarımadasına ve İstanbul önlerine kadar tüm toprakları ele geçirmiştir. Attila bu dönemde bugünkü Balkanların birçok önemli kentini hâkimiyeti  altına  almıştı.  Bunlar  arasında  Sirmium (Srem  Mitroviçası),Singidinum (Belgrat), Naissus (Niş), Serdika (Sofya) ve Scupi (Üsküp) de yer almakta idi.   Attila’nın ilerleyişi Roma’ya kadar devam etmiş ancak elinde burayı alma gücü olmasına rağmen bir medeniyet merkezi olan Katolik başkentini sadece haraca bağlayarak kuzeye doğru çekilmiştir.

 

Attila’nın ölümü sonrasında Hun Türklerinin bir kısmı Asya’ya dönmek istemişlerse de bölgede bulunan Avarların hâkimiyetine girerek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna boyuna kadar birçok bölgede yerleşik bir hayat sürdürmüşlerdir. Hatta bu sıralarda meydana gelen kargaşa ile Güney Doğu Avrupa’ya doğru kayan Hırvatların atalarının Külük (meşhur), Kösendzi, Mugel, Alpel(kahraman),  Tugay,  Buga  gibi  Avar  Türkçesine  ait  isimlerle  anıldıkları kaydedilmiştir6.    Zamanla bu Türk grupları evlilikler ve göçlerle bölgesel yoğunluk nispetlerini kaybederek daha cüzi birlikler haline gelmişlerdir. Ancak bahis geçen Türklerin bölgede bıraktıkları derin izler bugün elimizdeki verilerle net bir şekilde ortaya konulabilmektedir.

 

Attila’nın Bizans ile ilişkileri sadece savaşlar üzerine kurulu değildi. Bu dönemde Bizans elçisi olarak Attila’nın sarayında bulunan Rhetor Priskhos sarayda kullanılan diller arasında Türkçe ve Latince’nin varlığına dikkat etmiştir. Özellikle Hun Türkçe’sinde geçen medos kelimesi ilginçtir7. Zira bugün Slavca olarak bilinen ve bal manasına gelen med kelimesi aslında yine bal manasına gelen ve aslı medos olan Hun Türkçesi’ne ait kelimedir.

 

Bu tarz Osmanlı öncesi Türk izlerine dair örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Örneğin bilhassa Makedonya’da sıklıkla rastlanılan “Vardar” isminin menşeinin Türkçe olduğu genel bir kabuldür. Buna göre Makedonya’nın Ege’ye dökülen en büyük akarsuyunun, Veles’in güneyinde ve Osyek’in kuzeydoğusunda bulunan bir köyün ve Karadağ’da bir tepenin de adı olan bu Türkçe kelime Hun ya da Avar Türkçesi’nde kale, korunaklı bölge manasına gelen var kelimesi ile bugün de kul-lanılan ve geniş olmayan manasındaki dar kelimesinin bir araya gelmesi ile oluş-maktadır(Var + dar). Bu isim ve benzerlerine Osmanlı tahrir kayıtlarında da rast-lanılmaktadır. Var-din, Var-dino, Ako-vardar bunlardan sadece bir kaçıdır.

 

Yukarıda ifade ettiğimiz göçler neticesinde Karadeniz’i kuzeyinden Balkanlara doğru inen Avarlar’ın zaman içerisinde Slav toplulukları ile kurdukları akrabalıklarla benliklerinden uzaklaştıkları bilinmektedir. Bu akrabalık Avar Türkleri için uzun vadede bir sıkıntı doğuracaksa da diğer taraftan Bizans için Slav Avar ittifakı manasına gelmekteydi. Avarlar bu manada Slavlarla girdikler etkileşim sayesinde onların öncüsü, eğiticisi ve müttefiki oluyorlardı.

 

Macar kralları adına Hırvatistan bölgesini idare eden yüksek rütbe unvanı olan ban  Avar Türkçesi’nden olan bağan kelimesinden gelmektedir. Yine ban toprağı, banlık veya ban bölgesi manasına gelen Banat adı da Avarcadan gelmektedir15. Bu isimden türemiş olma ihtimali yüksek olan birçok yer ismine bilhassa bugünkü Makedonya’nın çeşitli bölgelerinde rastlanmaktadır. Örneğin Ban-iç yada Ban-liç1542 tarihli bir tahrir defterinde Kalkandelen (Tetovo)’ne bağlı bir karye (köy) adı ile karşımıza çıkmaktadır. Yine Manastır’a ait 1544 tar-ihli bir defterde Ban-uşa ismiyle kayıtlı köy de tezimize katkı sağlar niteliktedir. Bu benzeşmenin Avarca’dan bir miras olma ihtimali yüksektir.

 Devamı

Galip ÇAĞ

OSMANLI ÖNCESİ BALKANLAR’DA TÜRK İZLERİNE DAİR TOPONİMİLER

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar