Başyazı »

Yorum Yap |

Moğol ordusu, Polonya ve Macar ordularını yenerek, 1241 yılında Macaristan’ı işgal etti, bu nedenle Macar kralı kaçmak zorunda kaldı. 1242’de, büyük bir askeri direniş olmamasına rağmen, Moğollar apar topar ülkeden ayrıldı. 

Ağaç halkaları, araştırmacıların …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz eserleri e-posta adresimiz aracılığıyla bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Türk tarihi ile ilgili hazırlanmış birbirinden güzel belgeselleri bu başlık altında bulabilirsiniz.

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları, güncel arkeoloji haberleri...

Duyurular

Genel Türk Tarihi alanında yurt içinde ve yurt dışındaki son gelişmeleri bu köşeye ekleyeceğiz. Siz de burada duyurmak istediklerinizi bize iletebilirsiniz.

Anasayfa » Hocalarımız, Türkiye

Prof.Dr. Mehmet Altay KÖYMEN

mehmet-altay-köymenMehmet Altay KÖYMEN 31 Mayıs 1916 tarihinde, Ankara’nın Haymana ilçesinin Deveci Köyü’nde doğmuştur.Annesi Seyide Hanım,babası, I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de şehit düşen Ali Rıza Efendi’dir.

Babasının Çanakkale’de şehit düşmesi üzerine, genç yaşta dul kalan annesi köyden biri ile evlendiği için,küçük Mehmet’e anneannesi Gök Ayşe Kadın bakmak zorunda kalmıştır.

Gök Ayşe Kadın’ın hayatındaki en büyük özlemi torununu okutabilmekti. Mehmet’i köy hocalarının yanında Kur’an-ı Kerim öğrenmeye gönderdi. Daha sonra küçük Mehmet Haymana’ya götürüldü ve okuması için Erzurumlu bir ailenin yanına verildi: İlkokulu Haymana’da okudu ve maddi zorluklar içinde Ankara’da Taş Mektebe yakın bir evde kalan Mehmet Altay Köymen,Kızılay’ın verdiği yemeklerle okudu.

Bu sırada anneannesinin vefatı ile okula devam imkânı bulamadı. O ara Gazi Eğitim Enstitüsü İlk öğretmen okulu kısmında açılan sınav onun tekrar eğitim hayatına dönmesine vesile oldu. 32 kişinin müracaat ettiği sınavı sadece iki kişi kazandı. Bunlar geleceğin profesörleri Mehmet Altay Köymen ve Mustafa Akdağ idi.Gazi eğitim Enstitüsü’nün ilk kısmının kapatılması üzerine Adana Öğretmen Okuluna gönderilen ve oradan da İstanbul Haydarpaşa Öğretmen okulun’a geçen Mehmet Altay Köymen öğrenimini başarıyla tamamlamıştır.Anneannesinden kalan para ve babasının şehit maaşı bitmek üzere olduğundan memleketi Haymana’nın Çalış İlköğretim Okulu’nda 31.10.1935 tarihinden itibaren bir yıl süre ile çalışarak para biriktirmiştir.Bu parayı tahsil hayatını devam ettirebilmek için kullanmıştır.

Fakülte öğreniminin ikinci yılında Fuat Köprülü’nün dikkatini çekti.Çabuk lisan öğrendiği için Almanca,Fransızca,İngilizce,Farsça ve Arapça’yı öğrendi.Fuat Köprülü’nün teveccühü ile yatılı oldu.Mehmet artık düze çıkmıştı. 1939-1940 ders yılının yaz sömestri sonunda yapılan imtihanlar neticesinde pekiyi derecesi ile esas zümre orta zaman tarihi, yardımcı zümreler, Farsça, Hint Tarihinden mezun olmaya hak kazandı.Daha sonra da doktora sınıfına ayrıldı. “Kirman Selçukluları Tarihi” konusunda yazdığı tez 3.7.1943 tarihli talimatname dairesinde kurulan Jüri heyetince ilmi bakımdan değerli görüldüğü ve yapılan imtihanda pekiyi derecede muvaffak olduğu için 15.8.1943 tarihinde Edebiyat Doktoru unvanı aldı.Doktora sınavı jürisi şu isimlerden oluşmaktaydı; Ord.Prof.Dr.Şevket Aziz Kansu, Ord.Prof.Dr. Fuat Köprülü, Prof.Dr. Akdes Nimet Kurat, Prof. Dr. Necati Lugal, Doç.Dr.Şinasi Altundağ. Fakültede asistanlık kadrosu bulunmadığı için Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in isteğiyle Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Öğretmenliğine atandı.İki yıl bu okulda öğretmenlik yaptıktan sonra DTCF asistanlık sınavını kazandı. 8.12.1944 tarihinde Orta Çağ Kürsüsü Asistanı oldu.

Köymen 1945-46 yıllarında D.T.C fakültesinde asistan iken Hacettepe Kırgız mahallesinde oturmakta olan Sabiha Korman ile kendi mahallelerinde tanışırlar ve Köymen  araya kimseyi koymadan  bizzat kendisi giderek Sabiha Hanımı babasından istemiştir.

Bu evlilikten bir kız birde erkek olmak üzere iki çocukları olmuştur.Bunlardan Ayşe Köymen (Arpacı) uzun süre Gazi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde İngilizce Okutmanlığı yapmış ve emekliye ayrılmıştır.İkinci Çocukları Ali Rıza  Köymen ise 19.8.1954 tarihinde doğmuştur Halen texas Üniversitesinde Fizik Profesörü olarak çalışmaktadır.

Prof.Dr.Mehmet Altay Köymen 9 aralık 1993 Perşembe günü vefat etmiştir.78 yaşında olmasına rağmen sağlıklı ve dinç görünen Türk Tarihi aşığı ve Türklüğün yılmaz savunucusu daha önce astım, dolaşım bozukluğu,kalp yetmezliği,zatüre gibi hastalıklar geçirmiş fakat ani bir şekilde ortaya çıkan pankreas kanserinden dolayı kaldırıldığı Hacettepe Hastanesinde Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. 13.12.1993 tarihinde Türk Tarih Kurumu’nda düzenlenen cenaze töreninden sonra Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verilmiştir.

Öğrenciliğini ve asistanlığını yapmış olan Doç.Dr. Feda Şamil Arık ise ölümünün ardından Türk Tarih Kurumu’nda yapılan konuşmada şahsiyeti ve kişiliği ile ilgili olarak şunları söylemiştir: “Çelik gibi bir iradeye, sarsılmaz bir inanca,büyük bir öğrenme ve çalışma azmine sahipti. Kendisinin de ifade ettiği gibi yaşamı boyunca önüne çıkan engellerle, zorluklarla boğuştu. Ama hiçbir zaman ümitsizliğe düşmedi,yılgınlığa kapılmadı.Zeka ve çalışkanlığı sayesinde bütün öğretim hayatını hep en önde giderek parlak derecelerle tamamladı.

Mehmet Altay Köymen,1935  yılında Haydar Paşa Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra Haymana’nın Çalış ilköğretim okulunda bir süre öğretmenlik ve başöğretmenlik yaptıktan sonra, DTCF’ye girmiş(1936) ve 1940’da Ortaçağ Tarihi Kürsüsünden mezun olmuştur. 3.7.1943’de Prof.Fuat Köprülü’nün denetiminde hazırladığı (“Kirman Selçukluları Tarihi” adlı) tezle doktor unvanını almış, fakülte de asistanlık kadrosu bulunmadığı için Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in isteğiyle Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Öğretmenliğine atanarak bir yıl öğretmenlik yapıp, 8.12.1944 tarihinde DTCF Orta Çağ kürsüsü asistanı olmuştur. 15.11.1948’de “Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarih Çerçevesi içinde Sancar’ın Meliklik Devri” adlı teziyle Doçent olmuş ve o sıralarda yeni kurulan Genel Türk Tarihi Kürsüsü Eylemli Doçentliğine atanmıştır (30.3.1949). 1951’de bilgi,görgü ve ihtisasını artırmak üzere iki yıllığına Avrupa’ya gönderilmiş,Almanya,Fransa ile özellikle 21 ay kaladığı İngiltere (Londra)’da “ British Museum” ve Londra Üniversitesi’ne bağlı “School of Oriental and African Studies” de mesleki çalışma ve incelemelerde bulunmuş, çalışmalarının takdir edilmesiyle,1956 “Profesör” ünvanıyla bir yıl süre ile sahasında dersler vermek için dünyaca ünlüColombia Üniversitesi’nce Amerika’ya davet edilmiş, ancak bazı baltalamalar dolayısıyla gidememiş, 3.4.1958’de “ Büyük Selçuklu İmparatorluk Devri” tezi ile profesörlüğe yükseltilmiştir. 1960’da Almanya’da Freiburg Üniversitesi’nde araştırıcı Profesör olarak, 1975-76’da Hamburg Üniversitesi’nde konuk profesör sıfatıyla İslam ve Türk Tarihi ,Türk Dili dersleri okutmuştur.DTCF’de Genel Türk Tarihi Kürsüsü(1970-82) ile Tarih Bölümü Başkanlığında (1982-84) bulunan Köymen 13.7.1984’de yaş haddinden emekliye ayrılmıştır 1987 başına kadar fakültesinde,bilahare bir süre de Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde sözleşmeli statüde çalışmaya devam etmiştir.

Prof Köymen, uzun yıllar fakültesi dışında Ankara Üniversitesi İlahiyat, Eczacılık,Hukuk Fakülteleri ile,Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü,19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisinde “İnkılap Tarihi” ;Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde “ Selçuklu ve Ortaçağ Türk –İslam Tarihi”, “Genal Türk Tarihi” dersleri de vermiş, Türk Tarih Kurumu” , Amerika’da bulunan “ Middle East Studies Association” gibi tanınmış, yerli-yabancı bilimsel kurum ve kuruluşların asli üyeliklerine seçilmiş,Türk Ansiklopedisi’nde “Tarih Müşavirliği”,Türk Tarih Kurumu “Genel Türk Tarihi Bilim ve Uygulama Kolu Başkanlığı ve üyeliği” , Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü Genel sekreterliği” Kültür Müsteşarlığı ve Bakanlığı’nda “Kültür Eserleri Kurulu Başkan Yardımcılığı” , “1000 Temel Eser Kurulu Başkanlığı” , Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi “ Tarih Araştırmaları Dergisi Müdürlüğü” vb. gibi çeşitli idari, bilimsel ve akademik görevlerde bulunmuştur.

Büyük zorluklarla ve imkansızlıklarla mücadele ederek zirveye ulaşan Köymen, eğitim özellikle de üniversitelerin önemini söyle ifade etmektedir: “ Üniversiteler, memleketin manevi savunma kaleleridir. 4’üncü güç sayılan basından sonra Üniversiteler 5’inci güçtür.Zaten unutmamak gerekir ki, Büyük Atatürk’ün Türk Milletine hedef olarak gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesine  ulaşma ve geçme yolu üniversitelerden geçer. Türk  Üniversiteleri, Avrupa Üniversiteler böylesine ehemmiyetlidir”. Bu sözlerden Köymen’in eğitime verdiği önem anlaşılmıştır sanırız.

Eğitimde fırsat eşitliğini savunarak kendi çektiği zorlukları yeni nesillerin çekmesini istememiştir.Örneğin bir makalesinde : “ Bizler Türkiye’nin ücra kasabasında açılmış olan liselerden mezun olmuş gençlerle Ankara’nın en mükemmel liselerinden mezun olmuş gençleri aynı sıralarda oturtarak imtihan ediyoruz.Zira taşra liselerinden mezun olan bir genç ne kadar kabiliyetli olursa olsun,Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehir liselerinden mezun olan gençlerle özel kurs verilmesini önermiştir.

Hocalık döneminde son derece hassas ve dikkatli davranan Köymen Heycanını hiçbir zaman yitirmemiş, her zaman aynı şevkle derslerine devam etmiştir.Daha Öğrencilik döneminde,Gazi Mustafa Kemal’in de dinleyiciler arasında bulunduğu bir konferansı ve kendisi üzerindeki etkisini şu şekilde ifade etmektedir : “ Gazi Mustafa Kemal, arkeolog Alman Profesörü Van der Osten’in bir konferansını dinlemeye gelmişti.Almanca yüksek sesle ve heycanlı konuşan profesörün hali ve tavrı şahsen beni çok etkilemişti.Buna karşılık, Mustafa Kemal’in hocalığını yapmış olan General Naci İldeniz’in ince ve hafif bir sesle yaptığı tercümeyi görünce, “ İleride ilim adamı olursam,ben de Alman profesörü gibi davranacağım,onun gibi yüksek sesle ve heycanla konuşacağım” diye kendi kendime söz verdim.

Öğrencilerine devamlı olarak “ topyeküncü olun, kendinizi tam olarak çalışmaya verin ki bişeyler yakalayabilesiniz.Plansız hiçbir çalışma yapmayın plansızlık karışıklığı getirir” şeklinde tavsiyelerde bulunarak yol göstermiştir.

Köymen: “Tarihinin milletlerin hayatında oynadıkları büyük rol Atatürk’ün göçüşünden beri Türkiye’mizde gittikçe küçümsenmektedir.” Diyerek Türk tarihçiliğinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getirmiştir.Çeşitli makalelerinde görüleceği üzere, O, Türk tarihçilerinin daha çok Türk tarihi meseleleri üzerine araştırmalar yapmalarını önererek, Anadolu’da kurulan yabancı medeniyetlerin yada Yunan tarihinin araştırılmasının vatan için pek fayda sağlamayacağını açıkça ifade etmiştir.Yeniliklere açık,ileri görüşlü bir ilim adamı olan Köymen Türk tarihçilerine yabancı tarihçilerin metotlarını karşılaştırarak bu konuda da yol gösterici ve önder olmuştur.

Kendisi gibi değerli tarihçilerimizden olan  İbrahim Kafesoğlu, onun Selçuklu tarihçiliğindeki yerini şöyle anlatmaktadır: “İlmi araştırmalarına, “Kirman Selçukluları” konulu doktora tezi ile başlayan Prof Dr.M.Atalay Köymen meslek hayatını “Büyük Selçuklu çağını aydınlatmaya hasretmiş görünmektedir”. Büyük Selçuklu imparatorluğu tarihinde Oğuzİsyanı” (DTCF.Dergisi V,51947). “Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihinde Oğuz İstilası” (Aynı dergi,V.51947) adlı araştırmaları ile bu geniş mevzua giren Köymen, yine aynı dikkatle ele aldığı kaynak konusunda “Selçuklu devri kaynaklarına dair araştırmalar I. Münşeat Mecmuaları” (Aynı Dergi, VIII,4, 1951) başlığını taşıyan cidden alimane incelemesinden sonra, Sultan Sencer devrini ihtiva eden “Büyük Selçuklu İmparatorluğu tarihi : II İmparatorluk Devri” (1954) adlı büyük eserini yazmıştır.Özellikle üç uzun makalede hemen bütün teferuatı ile ortaya koyduğu Selçuklu İmparatorluğu’nun doğuş ve ilk gelişme safhası (Büyük Selçuklu İmparatorluğu, I,II,III, DTCFD,XV/1-3,1957 XV/4, 1957, XVI/3-4, 1958) ile muhakkak ki,Selçuklu siyasi tarihinin karanlık ve karışık olan mühim bir devresini açıklığa kavuşturmuştur. Mevzuunu işlerken hiçbir kaynağı ihmal etmediği ve araştırmaları da gözden uzak tutmadığı bilinen M.A.Köymen’in Selçuklu Tarihinin inşasındaki payı şükranla anılmaya değer ölçüdedir.

Selçuklu Sultanlığında “Metbuiyet” ve “Tabi devlet” meselelerinin hukuki derğerlendirmesini ve Halifeler-Sultanlar münasebetlerini açıklamayı ilk defa eserlerinde bahis konusu etmek suretiyle Türk Siyasi tarih literatünde dikkatleri orijinal sahalara çekmiştir.İbrahim Kafesoğlu, “Türkiye’de Selçuklu Tarihçiliği”, Cumhuriyetin 50. Yılına Armağan,İstanbul 1973,s. 87-88.

İlmi hayatında çok titiz ve adeta kılı kırk yararcasına çalışan Köymen;Arapça,Farsça,İngilizce,Fransızca,Almanca gibi doğu ve batı dillerine hakkıyla vakıftı.FŞamil Arık,a.g.m.s.45. Dil öğrenmedeki bu üstün meziyeti,tarihi çalışmalarda ona büyük faydalar sağlamış,yabancı kaynaklardan istifade etme olanağı sunmuş ve Selçuklu tarihinin bilimeyen yönlerini gözler önüne sermiştir.

Bazı Eserleri

  • Nizâmül-Mülk-Siyasetnâme (haz., 1982),
  • Mehmet Neşri-Neşri Tarihi (haz., 1983),
  • Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi I-Kuruluş Devri (2000),
  • Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi III-Alp Arslan ve Zamanı (2001),
  • Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi V-İkinci İmparatorluk Devri (1991),
  • Selçuklu Devri Türk Tarihi (2004).

Mehmet Altay Köymen Armağan Kitabına buradan erişebilirsiniz…

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar