Başyazı »

Yorum Yap |

PaylaşFacebook1TwitterGoogle+1sharesAtın evcilleştirilmesi, Hunların ve Moğolların batıya doğru giderek artan ve beraberinde Hepatit B ve vebayı getiren bir hücumla batılı Hint-Avrupalı çiftçilerin yerini almasını sağlayarak Avrasya’nın çehresini değiştirdi.
Science ve Nature dergilerinde yayımlanan üç araştırmada, uzmanların MÖ 2.500 ila MS …

Read the full story »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Başyazı

Şamanların Tedavi Usulleri ve Tıbbın İnanca Etkisi

samanlarin-tedavi-usulleri

Paylaş

İnsanlık tarihinin ilk tabipleri, psikoterapi usullerini kullanan Şamanlardır. Şamanlar ilk çağlardan beri toplum hayatında önemli rol oynamışlardır.Şaman ayinlerinin izleri günümüze kadar ulaşmaktadır.

Son dönemlerde yapılan araştırmalar sonucunda,aslında Şamanların göz boyamadıkları,uzun süreli çalışmalar sayesinde fizik tedavi usullerini öğrenen ve bu teknikleri kullanarak tedavi eden tabipler oldukları anlaşılmıştır.

Zeki Velîdî Togan’ın Şaman Tarafından Tedavisi

Meşhur tarihçi Ahmet Zeki Velîdî Togan Orta Asya’da bulundugu zaman hastalandığında Bakşı denilen bir Şaman tarafından tedavi edildiğini Hatıralar ’ında anlatmıştır:

“Burada ben şiddetli bir sıtmaya tutulmuştum.Bu bende Buhara’dan beri vardı. Hükümet azasından Abdülhamit Arifov kinin getirmişti. O da kulaklarıma kötü tesir ediyordu.Bir gün dediler ki: ‘Yakında, Akcar ismindeki köyde tecrübeli bir Bakşı, yani Şaman var. Ona tedavi ettirelim.’ Ben de çarnaçar razı oldum. Bakşıya haber verdiler.Köyüne gittik. Meğerki bunlar Karlıklardanmış.O bir gün boyunca hazırlık yapacakmış.İkinci günü akşam gittik. Bir Özbek çadırı içinde büyük bir ateş yakılmıştı. Kapkara sakallı 40 yaşlarında görülen sağlam yapılı Bakşı normal bir insan sıfatıyla çay içip konuştuktan sonra arkadaşlarıyla bir daire yaptı. Elinde düngür denilen davulu çalarak Şamani şarkılarını söyleyip dönmeyebaşladı. Diğerleri de dönüyorlardı.

Şaman Kızıyor: “Sen Bize İnanmıyorsun Ruhlar Gelmiyor”

Bu merasim uzun sürünce Bakşı bana geldi.‘Sen bize inanmıyorsun, ruhlar gelmiyor.Okumayı tatil edelim.’ dedi. Ben de, ‘Aman tatil etme, ben inanırım.’ dedim. Yine bir müddet döndüler. Çaldılar, şarkı söylediler.Nihayet bunlardan biri vecde geldi. Ağızlarından beyaz köpükler çıktı ve kendisini kaybetti. Onu bir kenara çıkarıp yatırdılar.Böylece birkaç kişi vecde geldikten sonra nihayet Bakşı’nın kendisi de vecde geldi.Orada hazır bir demir kürek vardı. Onu yanan ateşe koymuşlardı. Bir ağaç sap sokarak Bakşı küreği kaldırdı. Ağaç saplar yanmaya başladı. Ağzına su alıp küreğe püskürdü.Ateşten sıçrayan su tanecikleri yüzüme geliyor ve beni yakıyordu. ‘Korkma korkma,iyidir.’ dediler. Nihayet o Bakşı ateşte yanan bu demir küreği dişleriyle ağzına aldı. Birkaç defa etrafımda bu şekilde dolaştı, tekrar ateşe attı. Bu arada Bakşı’ya her taraftan sualler soruluyordu. Benim iyi olacağımı söyledi.Emirin muvaffak olup olmayacağını sordular. Ona müsbet cevap vermedi. Daha bazı siyasi sualler sordular. Nihayet o kendine geldi. Bana da ‘Artık iyileşeceksin, ilaç falan almayın.’ dedi. Ağzına yanmış küreği aldığı hâlde siyah bıyıkları yanmamıştı. Ateşin sahte olmadığını da sıçrayıp yüzüme kadar gelen su damlacıklarından biliyorum.İşte bu suretle hayatımda ilk defa olarak hakiki bir Şaman ayinini görmüş oldum. Gerçi küçüklüğümde de böyle bir hastalığımı bizde ‘Baguçı’denilen Bakşı tedavi etmişti.Fakat o ayin yapmamıştı ve böyle kerametler de göstermemişti.Bundan sonra kinin almadım ve sıtmayı hissetmedim. Bu zat dolandırıcı olmayıp hakiki Bakşı sayılıyormuş.Hiçbir ücret veyahut hediye kabul etmedi.Bu Şamani ayinlerini yaptırmam burada yaşayan Özbeklerin bana karşı münasebetlerinde daha samimi olmalarına sebep oldu.’

Eski Türk Halklarının Tanrı İnancı

Şamanlık geleneği, çok köklü bağlara, animizm ve mistik inançlara dayanmaktadır.Örneğin, Başkurtlar Bulgarlarla birlikte X.asrın sonunda İslam dinini kabul etmişlerdir.O dönemlerde Bulgarlara

gelen Bağdat elçilik heyeti kâtibi İbn Fadlan, Başkurt Şamanlığına dair bilgiler vermektedir. O Başkurtların kış, yaz, yağmur, rüzgar, ağaç(orman), hayvan, insan, su, gece-gündüz,ölüm, hayat ve yer gibi on iki tanrıya inandıklarından,en büyük tanrının da gökte yaşadığını düşündüklerinden söz eder. Başkurtlar ağaçtan bir nesne yapıp onu (biryere) asarlar, sefere çıkarken veya düşmanla karşılaşırken onu öper ve ona secde ederlermiş.İnan’a göre İbn Fadlan’ın müşahede ettiği Oğuzların Büyük Tanrı’ya inançları vebügünkü Yakutların benzer tanrısı Ürüng Artoyon ve Altayların Ülgen hakkındaki tasavvurlarından farklı olmamıştır. Ayrıca İslamiyetin kabul edilmesinden sonra bazı Türk halkları arasında İslam öncesi inançların izleri yaşamaya devam etmiştir.

 

Şamanların Masajla Fıtık ve Göğüs Hastalıkları Tedavisi

Şamanlar faaliyetlerine göre çeşitli türlere ayrılabilir.Örneğin, Osokso denilen Şamanlar insanın vücudunu ovalayıp terleterek fıtıkları alabilmekte,sırt ve göğüs hastalıklarını da tedavi edebilmekteydiler. Bundan başka sihırsı denilen büyücülerin varlığından da söz etmek gerekir.Bunlar bitki köklerini ve rüzgârı kullanarak büyüyle insanlara zarar veya fayda getirmekteydiler.Halk bu büyücülerden çok korkmuştur,ancak çok ağır bir şekilde hastalandıkları zaman onlardan yardım istemişler ve kendilerine tedavi edici bitki kökleri edinmişlerdir.

Şamanlık Babadan Oğula Geçerdi

Türkler, Şamanlığın babadan oğula geçtiğini kabul ederler. Bu inanç Moğolistan, Sibirya ve Tibet’te de mevcuttur. Orta Çağ Müslüman yazarlarından Rabguzi’nin Kısas el-Enbiya adlı kitabında Yakup peygamberin kerametlerinin oğlu tarafından devam ettirildiği anlatılmaktadır. Bu örnekten hareketle Şamanların güçlerinin babadan oğula [anneden(yaşlı kadından) kızına] geçmesi inancı dünyanın birçok halkında görülebilir.Şihabettin Mercani, Mustafad el-ahbar adlı esrindeXIX. asrın ilk yarısında Başkurdistan’ın Baykıbaş köyünde İsmail bin Abdurahmanet-Türkî al-Kitaî Tabib adlı bir Dungan asıllı imamın yaşadığını ve tedavi ile uğraştığını anlatmaktadır. Bu şahıs, 1857 yılında vefat etmiştir.

Bulgar Hanı’nın Bir Müslüman’ın Tedavisi İle İslamiyeti Kabulü

Rivayetlere göre, Bulgar Hanı tarafındanX. asrın sonunda İslam dininin kabul edilmesinde Müslüman tabiplerin rolü büyük olmuştur. XII. asırda Arap seyyahı Abu Hamital-Gırnati eserinde önemli bir rivayette bulunmaktadır. Bu rivayete göre, Bulgar Devleti’ne Buhara’dan bir Müslüman tüccar gelmiş ve kendisi çok iyi bir tıp ve fıkıh uzmanıymış.Bir gün Bulgar Hanı ve eşi hastalanmış, çeşitli usullerle tedavi etmeye çalışsalarda, hastalıkları daha artarak ilerlemiş.O zaman Müslüman tüccar, Han ve eşine“Bizim dinimizi kabul edecek misiniz?” diye sormuş. Onlar “Kabul ediyoruz.” demişler.Tüccar onları tedavi etmiş. Han İslam dinini kabul etmiştir. Onunla birlikte tüm halkıda Müslüman olmuştur. Bilim adamlarının fikrince, bu rivayet al-Gırnati tarafından Bulgar kadısı Yakub bin Numan’ın (1165’tevefat etmiştir) ‘Tevarih al-Bulgarıya’ adlı eserinden alınmış olabilir.Bu çok eski zamanlara ait rivayet XIX. asrın müelliflerinden Hisamittin Müslimi, TacettinYalsıgul El-Başkurdi, Gali Sokroy’un eserlerinde de kaydedilmiştir. Bu rivayete göre, Bulgar Hanı Aydar Han’ın kızı hastalanmış ve tabipler ona şifa bulamamışlar.Han’ın kızını üç Arap tedavi etmiş. Onlar kış olmasına rağmen bir akağaç dalına yaprak açtırmışlardır. Bu yaprak açmış dallardan bir hamam süpürgesi yaparak onun vücudunu yapraklı dallarla vurarak ısıtmışlardır.Bundan sonra kız sağlığına kavuşmuştur.Sonuçta Aydar Han İslam dinini kabul etmiştir.

Karagas kadın Şamanı


Cin ve Şeytan Kovan Köreze Ayini

 

XVIII. asırda Rusya Bilimler Akademisinin üyesi Lepehin, Güney Urallarda Kızıl Mescit köyünde gördükleri Şaman ayinini şöyle anlatmıştır:

“Bir lohusaya ‘şeytan oyunu’dedikleri töreni yaptırmak için Köreze’yi çağırdılar. Köreze dans ediyor; bağırıp çağırıyordu.Böylece cin ve şeytanları kovuyormuş.Gece yarısı olduğunda eline kılıç ve tüfek aldı. Birkaç adama kendi kuşağını sıkıca çektirdi. Bu, cinlerle savaş için hazırlıktı.Elindeki silahlarla cin ve perileri kovmaya (onlarla savaşmaya) başladı. “Nihayet cinleri kovdum. Eyek Irmağı’nda onları boğdum.” dedi.

Şamanların Cin Evliyaları YörelereGöre Farklılaşır

Orta Asya’da Şaman ayini ile tadavi gördüğünü Zeki Velîdî Togan meşhur bilim adamı V.V. Bartold’a yazdığı mektupta da ayrıntılı olarak anlatmıştır. Bu mektupta Zeki Velîdî Togan Orta Asya’da bulunduğu zamanda Şamanları sık sık gördüğünden söz eder. Ona göre, Şaman ve büyücülerin silsile-i ervah ve evliyaları çok farklıdır. Evliya adları listesinde çeşitli Özbek olmayan hanların isimleride geçmektedir.Ahmet Zeki Velîdî Afarin kent tümeni Kara-Su kışlağında, Mitan nahiyesi Daulan ve Tupar kışlaklarında kaydettiği Bakşı duasını çok ilginç bulmuştur. Bu kışlakların halkı eski Türklerdir, cin ve evliyaları da farklıdır.Usmat Dağlarındaki Aftabruy nahiyesinde Zeki Velîdî ve bir Kırgız arkadaşı hastalandıkları zaman ve daha sonra Zeki Velîdî kendisi Yakkabağ’ın güneyindeki İkinçik köyünde sıtmaya tutulduğunda Hatıralar ’ında anlattığı ayin törenleri yapılmıştır. Üç defa yapılan her ayinde kalabalık halk Bakşıya‘yahu’ diye bağırarak yardım etmişlerdir.Şaman ayinlerini müşahede eden ZekiVelîdî Togan çok etkilenmiştir. Ona göre,bazen Müslüman merkezlerinde rastlananŞaman duaları Kırgız Şamanlarının dualarındandaha zengindir.Bu mektubunda o, Türk Şamanlığını TacikŞamanlığı ile kıyaslamaktadır. Tacik Şamanlarının ayinlerini Urgur civarında,Nurata’nın kuzeydoğusundaki Sintab köyünde ve Maçin Dağlarında görmüştür.Onun fikrince, Tacik Şamanlığı her yerde aynıdır; fazla zengin ve göze çarpan bir orijinalliğe sahip değildir.

Şamanlar Günümüzün Büyücülerini Etkilemiştir

Karagas kadın Şamanı arkadan görünüm

 

 

 

Böylece insan toplumunun ilk tedavicilerinin Şamanlar olduğu görülmektedir. Onların faaliyetleri daha sonra bu tür işlerle uğraşanların faaliyetini de etkilemiştir. İslam’ı kabul ettikten sonra da Şamanlar toplumda önemli bir rol oynamıştır; ancak onların faaliyetini bir süre sonra Müslüman mollaları devam ettirmeye başlamıştır.Şamanlık ve psikoterapiye bağlı tedavi usulleri modern tıbbın gelişmesi ve eski gelenekleri bilen insanların azalması ile kaybolmaya yüz tutmuştur.Bununla beraber son zamanlarda halk hekimliği usullerine ilgi artmıştır. Bu dönemde eski geleneklerden tamamen farklı olarak Çin, Hint vs. halk tedavi usulleri ile ilgili tedaviciler ortaya çıkmıştır. Bununla beraber eski tedavi geleneklerini devam ettirmek isteyenler de bulunmaktadır.Yani modern tıbbi tedavilerden ümidini kesen insanlar başka tedavi usullerinde çare aramaktadırlar.Şaman geleneği ve tedavi usulleri halkın hafızasında, tarihî kaynaklarda ve folklor eserlerinde hâlâ yaşamaktadır.

Ahat SALİHOV

TÜRKSOY Sayı : 26, Şubat 2008

Yorum yazın !

Add your comment below. You can also subscribe to these comments via RSS

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

You can use these tags:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> 

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar