Başyazı »

17 Nisan 1899 yılında Âzerbaycan’ın Gence şehrinde dünyaya geldi. Genceli Ismail Bey ve Gevher Hanım’ın oğludur. İlkokulu Semerkand’da, liseyi Gence’de …

Devamını okuyun »
Kütüphane

E-kitap olarak sunulan kitapların tamamı tanıtım amaçlıdır. Telif hakkı olduğunu düşündüğünüz eserleri bize bildirebilirsiniz.

Kültür&Sanat

Tarihin başlangıcından günümüze kadar Türklerin dünya medeniyetine kazandırdıkları

Belgeseller

Kadim Türklerle ilgili pek çok bilinmeyene ışık tutan birbirinden güzel belgeseller

Arkeoloji

Yerli ve yabancı araştırmacıların gerçekleştirdikleri arkeoloji çalışmaları

Duyurular

Türk tarih araştırmalarında son gelişmeler, konferanslar, sempozyumlar

Anasayfa » Kültür&Sanat, Türk Büyükleri

Ziya Gökalp

Ziya Gökalp, 23 Mart 1876 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Kendisine, Babasının isteği üzerine Mehmet Ziya ismi verilmiştir. Babası, Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi(1851-1890), annesi Zeliha Hanım’dır.(1856-1923) . Yükseköğrenimini 1883 yazında kayıt yaptırdığı Mercimekörtmesi Mahalle Mektebi’nde tamamlamıştır. Hürriyetle ilgili ilk fikirlerini ise 1886 yılında girdiği Mektebi Rüştiye-i Askeriye’de (Askerî Lise) Hocası Kolağası İsmail Bey’den edinmiştir. 1890 yılında Amcası Müderris Hacı Hasip Bey’den almaya başlayan Gökalp, 1891 yılında Öğretmeni Doktor Yogi’den felsefe dersleri, Maarif Müdürlüğü ve İdadi’de( Orta Öğretim) tarih öğretmenliği yapan Mehmet Ali Aynî’den ise tarih dersleri almıştır. Ziya Gökalp, Mehmet Ai Aynî2den gördüğü derslerde tarihin nasıl muhakeme edileceğini öğrenmiştir. Fakat İdadî’nin 7 yıla çıkarılması üzerine Gökalp, buradan ayrılmıştır. Toplumun yaşadığı sıkıntıların üzerinde bıraktığı izlerin yanı sıra ekonomik olanaksızlıklar yüzünden İstanbul’da öğrenimine devam edememesi ve ailesinin evlilik baskıları gibi nedenler Ziya Gökalp’i bunalıma sürükleyince, 1894’te intihar girişiminde bulunmuştur. Hilmi Ziya Ülken, Gökalp’in intihar sebebi olarak, Hocası Yorgi Efendi’den aldığı felsefe eğitimi ile ailesinden aldığı dini muhafazakâr eğitim arasında yaşadığı çatışmayı göstermektedir.

İntihar olayından sonra kendini tekrar okumaya ve bilime veren Gökalp, eğitimine devam etme isteğiyle 1895 yılında kardeşi ile birlikte yeniden İstanbul’a gelmiştir. Fakat parası olmadığı için ancak ücretsiz olan veteriner mektebine kayıt yaptırabilmiştir. Gökalp, İstanbul’da bulunduğu dönemde Batı kültürünü de tanımaya yönelmiştir. Okulda yasak yayınları okuması ve farklı çıkışları ile dikkat çeken Gökalp, 1899 yılında geçirdiği soruşturmanın ardından “yasak kitapları okuma ve zararlı derneklere üye olma”  gerekçesiyle cezaevine gönderilmiştir. 12 aylık cezaevi yaşamından sonra, okuldan uzaklaştırılarak Diyarbakır’a sürülmüştür. 1900 yılında Amcasının kızı ile evlendirilerek Diyarbakır’a yerleşen Gökalp, küçük memuriyetlerde çalışmaya başlamıştır. 1903 yılından sonra Diyarbakır Ticaret Odasında çeşitli görevlerde bulunmuş; bu sırada Vilayet Gazatesi’n de başyazarlık yapmıştır. 1905 yılında halka yaptığı kötülükler dolayısıyla aşiret reisi İbrahim Paşa’ya karşı çıkarak halkı ona karşı ayaklandırmıştır.

ziya_gokalpZiya Gökalp 1908 yılında İttihat Terakki’nin Diyarbakır, Van ve Bitlis heyetlerinin müfettişliğine atanmıştır. 1909 yılında Darülfünun’da Hocalık yapmak üzere İstanbul’a gelen Gökalp; orada birkaç ay kalmış, yeterli ücret alamadığı için tekrar Diyarbakır’a dönerek, “ Peyman” gazetesini çıkarmaya başlamıştır. 1909 yılının son aylarında ise İttihat ve Terakki tarafından Selanik’e gönderilmiştir.

Ziya Gökalp, 1912’de ailesi ile birlikte bir kez daha İstanbul’a yerleşmiştir. Bu dönemde, Darülfünun ve Eğitim Fakültesinde Gökalp’in eğitimle ilgili görüşleri kabul edilmiş, ders programları, okutulacak dersler ve Kitaplar onun önerileri doğrultusunda kararlaştırılmıştır. Bu dönemden itibaren düşünce ve çalışmalarını Türkçülük etrafında şekillendiren Gökalp, aynı zamanda hayatının en yaratıcı dönemini yaşamıştır. 1913-1914 yıllarında kendisine teklif edilen Maarif Nazırlığı( Milli Eğitim Bakanlığı) görevini kabul etmemiş, Edebiyat Fakültesinde İctimaiyyet Müderrisliği( Sosyoloji Hocalığı) görevine devam etmiştir. Bu göreviyle birlikte Gökalp, İstanbul Üniversitesi’nde ilk Sosyoloji Profesörü olmuştur.

Gökalp’in Kızılelma adlı eseri 1914’te yayınlanmıştır. 1917’de “Yeni Mecmua” yayın hayatına başlamıştır. 1918’de ise, Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” adlı eseri ile “Yeni Hayat” isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

1919 yılının Ocak Ayında “asayişi bozma ve Ermenilere zor kullanma “iddiasıyla Divan_ı Harp’te (Askerî Mahkeme) idam cezası ile yargılanan Gökalp, idam cezası almamış; ancak Malta’ya sürülmüştür. Malta’da çok sıkıntılı günler süren Gökalp, sürgün döneminde çalışmalarına bir süre ara vermiştir. 30 Nisan 1921’de Kars Savaşında esir alınan İngilizlerin karşılığında Malta’da esir Türklerin serbest bırakılmasıyla Yurda dönerek Diyarbakır’a yerleşmiştir. 1922’de Muallim Mektep’inde (Eğitim Fakültesi) Felsefe dersleri vermeye başlayan Gökalp, bir taraftan da dergi çıkarma çalışmalarına devam etmiştir. Bu dönemde, Ahmet Ağaoğlu’nun desteği ile “ Küçük Mecmua” dergisini çıkarmıştır. Derginin ilk sayısının, tarihi, kültürel, dinsel ve coğrafi birliktelikleri nedeniyle Türkler ve birbirlerini sevmelerini bir zorunluluk olarak kabul ettiği “ Türkler ve Kürtler” adlı makalesini kaleme almıştır.

1923 yılında Telif ve Tercüme Encümeni Reisliği’ne (Kültürel Yayınlar Dairesi Müdürlüğü) getirilen Ziya Gökalp; aynı yıl “Türkçülüğün Esasları” isimli ünlü eserini yayınlamıştır. 11 Ağustos 1923 tarihinde Diyarbakır’dan Milletvekili seçilen Gökalp; bilimsel, kültürel ve eğitim çalışmalarına ara vermiş gibi görünse de, yine bu dönemde de kültürel ve düşünsel çalışmalarına devam etmiştir. Bu bağlamda “ Yeni Türkiye” dergisini çıkarmış, Anayasa’nın hazırlanmasına yardım etmiş, “Türk Medeniyet Tarihi” ni tamamlamaya çalışmıştır. Türk Dili çalışmalarına katkıda bulunmuştur. Bu süreçte Gökalp, millî edebiyatın geliştirilmesi yönünde de çaba harcamıştır. Yine,  “Yeni Türkiye’nin Hedefleri” isimli eserini de bu dönemde yayınlamıştır. Hastalandığı dönemde de “ Türk Medeniyeti Tarihi” ve “Çınaraltı” isimli çalışmalarını sürdürmüş; hatta tedavi için İstanbul’a, Maarif Vekâleti’nden (Mili Eğitim Bakanlığı) “Türk Medeniyet Tarihi” nin basımı için aldığı avansla gidebilmiştir. 1924 yılı başlarında rahatsızlanan Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde vefat etmiştir.

Ziya Gökalp, günlük yaşamda içe dönük, sakin ve kendi halinde birisi olmuştur. Buna karşın, idealist ve mücadeleci bir yapıya sahip olan Gökalp, en kötü durumlarda bile ümidini kaybetmeyecek kadar kararlı bir kişiliğe sahiptir. Yaşamı boyunca, düşünce ve hayalleri yolunda mücadele vermiş; hiçbir dönem, düşünce ve eylemlerinden ödün verme gereği duymamıştır. Birçok kovuşturma, hapis ve sürgün cezasıyla kaşılaşmasının arkasında da yine bu kararlı tutumun etkileri vardır. Gençlik döneminde, Sultana karşı söz söylemek ve eylemde bulunmaktan çekinmemiştir. En bunalımlı günlerinde bile, ülkesinin kurtarılacağına olan güveni tam olmuştur.

Güçlü bir analitik yeteneğine sahip olan ve vatan sevgisiyle dolu duygu ve düşünce yüklü şiirler yazan Gökalp, aynı zamanda sorumlu bir aile babasıdır. Yaşamının sonlarına doğru, zor günleri olan hastalık günlerinde, tedavi masraflarının karşılanmasıyla ilgili olarak Atatürk’ten aldığı teklife karşılık, kendisinden sonra eşine ve kızlarına yardım edilmesini istemesi bunun en açık örneğidir.

Ziya Gökalp’in düşünsel yapısı üzerinde Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecine girdiği dönemde baş gösteren siyasal, dinsel ve ekonomik sorunların derin izlerini görme mümkündür. Bu etkilerin tesiriyle, Gökalp’in düşünce yapısı içinde ulusçuluk anlayışı önemli bir yere sahip olmuştur. Fakat Gökalp’in ulusçuluğu, etnik temelli olmamış, kültürel temelli ulusçuluk olmuştur.

Çok farklı alanlarda eserler veren Ziya Gökalp’in düşünce ikliminin oluşum sürecinde aile çevresi, İsmail Hakkı Bey, Yorgi Efendi, İbrahim Temo, Dr. Abdullah Cevdet, İshak Sukuti ve Naim Beylerin yanı sıra, Genç Türklerin de etkisi olduğu bilinmektedir. Gökalp, düşünsel yaklaşımı dolayısıyla İttihat ve Terakki, Cemiyetinde çeşitli kademelerde görevlerde de bulunmuştur. Aynı şekilde, Durkheim’in sosyolojik yaklaşımları da Gökalp’in düşünceleri üzeinde önemli izler bırakmıştır. Başlangıçta Fransız Alfred Foulille’nin etkisinde kalmasına rağmen, Durkheim sosyolojisinin iyi bir okuyucusu ve takipçisi olan Gökalp, bu ekolün etkisiyle “ Türk Sosyoloji Ekolü”nü kurmuştur. Yine pozitivist bir yönü de olan Göalp’in topluma doğru bir yönelim gösteren toplumsal teoremi üzerinde de Durkheim’in görüşleri belirleyici olmuştur.

İttihat ve Terakki tarafından Selanik’e tayin edilmesi, Ziya Gökalp’in dilde Tükçülüğü savunan Genç Kalemler grubuna katılması ve burada Ömer Seyfettin’den etkilenmesi, artık Gökalp’in Türkçü olarak anılmasına sebep olmuştur. Ona göre; tüm toplumsal faaliyetlerin yegâne temeli lisandır. Kültürü ortaya çıkaran dil, millet olmanın en önemli unsurudur. Türkçülüğün karşılığı olarak “ arı Türkçecilik” ifadesini kullanan Gökalp, dilin Arap ve Fars köklerinden arındırılarak, bunların yerine Türkçe köklerden yeni ekler yapılarak Türkçe kelimeler kullanılması olarak tanımlamıştır.

Ziya Gökalp düşüncesinde, Türkçülük ayrı bir yere sahiptir. Zira Gökalp’in çalışmaları hep Türk toplumunun geçmişi, günü ve geleceği ile Türk dili ve Türk kültürü üzerinde yoğunlaştırmıştır. Medeniyet ve Hars ayrımı onun en dikkat çekici görüşlerinden biri omuştur. Hars, yani kültür, ona göre milli; medeniyet, yani uygarlık ise evrenseldir. Uygarlığın kültürden sonra ve onun eseri olduğunu savunan Gökalp, “Türkçülüğün Esasları”n da kültürü oluşturan unsurları sekiz bölümde incelemiştir. Bunlar; dilde, estetikte, ahlakta, hukukta, dinde, ekonomi de, siyasette ve felsefe de Türkçülüktür.

Ziya Gökalp, Türk düşünce, kültür ve siyaset tarihinin önemli simalarında biridir.  İmparatorluk sürecinde Ulus- Devlete geçiş döneminde yaşayan Gökalp’in, karşılaşılan sorunlar ve bunalımların etkisiyle Türk toplumu ve kültürü üzerinde ortaya koyduğu sosyolojik, kültürel ve siyasal teori ve değerlendirmeler bugün bile gerçekliğini korumuştur.

 Eserleri

  • Limni ve Malta Mektupları
  • Kızıl Elma (1914)
  • Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1929)
  • Yeni Hayat (1930)
  • Altın Işık (1927)
  • Türk Töresi (1923)
  • Doğru Yol (1923)[7]
  • Türkçülüğün Esasları (1923)
  • Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)
  • Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)
  • Altın Destan
  • Üç Cereyan

Kaynaklar

Binbaşıoğlu, Cavit (1995). Türkiye’de Eğitim Bilimleri Tarihi, İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.

Ergün, Mustafa (1996). II. Meşrutiyet Devrinde Eğitim Hareketleri (1908-1914). Ankara: Ocak Yayınları.

Gökalp, Ziya( 1972). Türkçülüğün Esasları. Haz. Mehmet Kaplan. İstanbul: Kültür Bakanlığı.

Gökalp, Ziya (1997). Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak. Sadeleştiren: Yalçın Toker. İstanbul: Toker Yayınları.

Heyd, Uriel (2002). Türk Ulusçuluğunun Temelleri. Çev. Kadir Günay. Ankara: Kültür Sanat Edebiyat Yayınları.

Koçer, Hasan Ali, (1991) Türkiye’de Modern Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi(1773-1923). İstanbul. Milli Eğitim Basımevi.

Nüzhet, Ali (1931).  Ziya Gökalp’in Hayatı ve Malta Mektupları. İstanbul: İkbal Kütüphanesi Yayınları.

Şapolya, Enver Behnan, (1943) Ziya Gökalp İttihadı ve Terakki Meşrutiyet Tarihi. İstanbul: İnkılap ve Aka Kitabevi.

Tanyu, Hikmet ( 1981).  Ziya Gökalp’in Kronolojisi. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

Tuncay, Hasan (1978).  Ziya Gökalp. İstanbul: Toker Yayınları

Tütengil Cavit Orhan (1956 ). Ziya Gökalp Üzerine Notlar. İstanbul: Varlık Yayınları.

Ülken, Hilmi Ziya (2001). Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi. İstanbul: Ülken Yayınları.

Yorum Yazın!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also Comments Feed via RSS.

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.”

Şu etiketleri kullanabilirsiniz:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> 

> Gravatar.